Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Vesikalı Yarim
Vesikalı Yarim

Film Eleştirisi

Türk Edebiyatında Önemli Yazarlar-Bir Nil ÖNEY Araştırması
Türk Edebiyatında Önemli Yazarlar-Bir Nil ÖNEY Araştırması

Nil Öney, Türk Edebiyatında Önemli Yazarlar

Kendim(sizlik)e Yolculuk-Bir Berfin Yavuz Anlatısı
Kendim(sizlik)e Yolculuk-Bir Berfin Yavuz Anlatısı

Dalgalarımı bırakıp vurduğum bir yalnızlığa sürüklerken kendimi...

Zorunluluk Olarak Sanatta Üretim ve Üretememe Sorunu-Hatice GÜLTEPE

Zorunluluk Olarak Sanatta Üretim ve Üretememe Sorunu-Hatice GÜLTEPE

Aydın olmanın olabilmenin ilk göstergelerinden biri sanattır, diyor M. Sıtkı Erinç ve ekliyor: Sanat, içinde de resim en sık ilişki kurulabilen en çabuk algılanabilen alanıdır. Bu kısacık deyimiyle şu andan Lascaux’a ve daha ötesine değin bir çok şeyi anlamamıza yardımcı oluyor. Bu kadar uzun bir geçmişe sahip olup toplumun damarlarından beslenip nasıl böylece ötekileştiği bir yana, eksikliğinden kaynaklı yaraların ötekileştirdikleri sanırım asıl meselemiz olmalı.

İçinde yaşadığımız bu kısır kültürde, toplumun büyük kısmı için sanat öldü ve yaşasın sanat iradesini gösterebilecek denenmiş üsluplar, teoriler sanırım doğmayacak ve eskiyi yaşatmak için de geç kalındı. Sanata yönelim sanatsal ifadeyi besleyecek hiçbir yaprak kıpırtısı yok. Buna siyasal, ekonomik, medyasal bir çok etken gösterebiliriz ancak öyle görünüyor ki en kuvvetli neden sayısallık… Sayısal yetişen, sayısal alımlayan ve algılayan beyinler…  Bu hava, bireyin var olma ve var etme sürecinde öze fazlasıyla yabancı. İfadenin dili değildir sayısal. En azından ülkenin büyük kısmı için bu böyle. İşler bu raydayken ortaya konulan sanatsal ürünler de sanatsal de taklidin taklidinin taklidi olmaktan dahası olamıyor.

Sanat eğitiminin kişiliksizleştirilmiş etkinliklerle alan çocuklar, sanat açlığıyla büyüyor. İşte bu açlık, mağara resimlerine yol açan açlıkla aynı… Bu yalnızca üretici olma, ortaya bir ifade koymaya değil; modern dünyanın hegemonyasına, direktiflerine, sayısallığa direnme çabasında olan bireyin moral değerlere, mistisizme, dirayete duyduğu açlıktır.

Bütün bu modern boşluğu atlatmanın, kendine var etmenin yolu sanata maruz kalmaktır. Kısırlaştırılmamış, yönlendirilmemiş özgün sanat eğilimleridir. Toplumun eksikliğini duyduğu “hissetme”yi sağlayacak olan sanattır. Ki onca soğuğun, canlı kalma çabasının, acılığın ortasında insan, nefes almakla yetinmeyip resmetmeyi seçti. Bu sadece hissetme tercihi değil, bir iyi hissetme tercihiydi.

Sanat eksiği giderilmedikçe maddesel refah toplumun kalitesini üst düzeye taşımakta yeterli olamayacak. Ruhu yükseltmenin özü ortaya koymanın yolu sanatla kısıtlıdır. Burada kasıt, herkesi aynı anda ve aynı değerde bireyler haline getirmek değil, bütün bu psikososyal karmaşanın durulmasında ihtiyaç duyulan aydın kişilerin eksikliğini vurgu yapmaktır. Güzeli bilen, güzeli ezber eden ve güzeli yaşatan insanlara evrilmeliyiz. Salt gözlemlenebilen bilgiyle hayatı algılayabilmemiz olanaklı değil. Duyulur ve sezilir bilgiye yer açmalıyız.

Hatice GÜLTEPE, Mart-2019

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz