Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı
Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı

Güneşin üzerindeki kalın örtüyü kaldırmasının üzerinden epey zaman geçmişti...

Müjde Alganer'in Ziziro'su
Müjde Alganer'in Ziziro'su

Müjde Alganer, Ziziro, Artemis Yayınları

MOR ALEV
MOR ALEV

MOR ALEV

NASIL YAZIYORLAR
NASIL YAZIYORLAR

edebi yazılar

DEMET ALTINYELEKLİOĞLU İLE YENİ KİTABINI KONUŞTUK

DEMET ALTINYELEKLİOĞLU İLE YENİ KİTABINI KONUŞTUK
DEMET ALTINYELEKLİOĞLU : YARATTIĞINIZ KAHRAMANA İSTEDİĞİNİZ GÖMLEĞİ GİYDİREBİLİRSİNİZ.
 
Didem Görkay, Demet Altınyeleklioğlu ile geçtiğimiz günlerde Kırmızı Kedi etiketiyle raflarda yerini alan romanı, Sustum Anne üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.
 
1.Çok okunan ve birçok dile çevrilen tarihi romanların yazarısınız. Son kitabınız olan
Sustum Anne adındaki romanınız da tarihi bir roman. Sizi tarihi romanlar yazmaya
yönlendiren ne oldu? Tarihe özel bir ilginiz var sanırım değil mi?
 
Evet, haklısınız. Eserlerimin tamamı dönem romanı. Geçtiği dönemin siyasi veya
toplumsal olaylarını, örneğin savaşları, zafer veya yenilgileri, fakirliği veya varlığı,
çatışmaları, halkın yaşantısını, görüş ayrılıklarını, isyanları, barışları, aklınıza gelebilecek
tüm yaşanmışlıkları bir film senaryosu inceliğinde görebilirsiniz benim romanlarımda. O
günün içinde bulursunuz kendinizi. Öylesine hassas bir tarihi araştırma yaparım. Ama
her ne kadar benim kitaplarıma tarihi roman dense de, aslında ben öylesine emek verip
gözler önüne serdiğim tarihi atmosferi bir araç, bir süs olarak kullanırım. Çünkü benim
için esas olan kadın kahraman üzerinden verilen mesajdır. Bu anlamda esas ilgi alanım
hayatlarında bir yeniliğe, bir ilke, bir devrime imza atmış, kendisi ve diğer hemcinsleri için
mücadele vermiş kadınlardır. Böyle bakacak olursak benim romanlarım biyografik kurgu
kategorisine girer.
 
2.Yazarlık kimliğiniz dışında televizyon geçmişiniz de var. Bu dönemden biraz söz eder
misiniz? Televizyondan yazarlığa geçiş süreciniz nasıl oldu?
 
40 yıla yakın bir televizyonculuk kariyerim var. Neredeyse bir hayat kadar uzun
sayılabilecek bu süre içerisinde televizyonun görsel sanat öğretilerinden çok beslendim.
Renk harmonisi, kameranın gözünden perspektif, cisimleri yakından uzağa yerleştirme
teknikleri, ışık, aksesuar, dönem kostümü, dönem platosu yaratma vs. Bu zengin
deneyim, kurguladığım atmosferi yaratmada çok yardımcı oldu. Öyle ki, şimdi benim her
hangi bir romanım senaryolaştırılmaya kalksa, senariste çok fazla iş düşmeyecektir.
 
3.Sustum Anne'de Osmanlı'nın son dönemine ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına damga vuran
bir şaire olan Şükûfe Nihal'in hayatını kaleme aldınız. Gerçek bir hayat hikayesini
romanlaştırırken birçok yerinde kurguya ihtiyaç duyuyor olmalısınız. Bunun zorlukları
oluyor mu?
 
İşimin hem en zor, hem en zevkli yanından söz ediyorsunuz. Tamamen kurgu
kahramanlarla çalıştığınız bir romanda, yarattığınız kahramana istediğiniz gömleği
giydirebilirsiniz. Yani istediğiniz kimliği verebilirsiniz. Ama gerçek kahramanla çalışırken
sorumluluğunuz çok fazladır. Onu neredeyse kendisiyle birebir bir kimlik kurgusuyla
yazmak zorundasınız. Ne fazla, ne eksik. İşte o yüzden biyografik kurgu yazmak, ip
üzerinde pedal çevirmeye benzer. Başta Şükûfe Nihal olmak üzere tüm
kahramanlarımın, yarattığım kurgu karakterlerinden mutlu olduklarına eminim.
 
4.Şükûfe Nihal erkek egemen olan bir toplumda kadının güçlü bir şekilde ayakta durması
için adeta savaş veren bir şair, çocuğunu alıp evi terk edecek kadar cesaretli bir kadın.
Ama diğer taraftan Faruk Nafiz Çamlıbel ile olan ilişkisinin ilk günlerinde tutucu
davranması, bazı durumlarda kaderden söz etmesi onun tam anlamıyla yenilikçi
olmadığını hissettirdi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz.
 
Bundan yüz sene önceki namus ve ahlak anlayışından söz ediyoruz. Bu gerçeği göz ardı
etmezsek Şükûfe Nihal’in tüm yaşantısının bir devrim niteliğinde geçtiğini söyleyebiliriz.
O günlerde nikahsız bir kadının sevgilisiyle birlikte toplum içine beraber çıkmasının
yaratacağı infiali düşünebiliyor musunuz? Üstelik Şükûfe Nihal’in bir oğlu var. Kaldı ki, bir
süre sonra her şeyi göze alıp Faruk Nafiz’le birlikte dost meclislerine de katılmıştır.
 
5.Sadece Şükûfe Nihal'in hayatını değil onun hayatına değen yazar ve şairlerin hayatını
da detaylı bir şekilde araştırdığınız belli oluyor. Romanın hazırlık sürecinden biraz söz
eder misiniz?
 
İnanır mısınız bu süreç çok fazla kelimelere dökülemeyecek, tarif edilemeyecek kadar
yeknesak bir zaman dilimi. Aylarca gece gündüz okumak ve notlar çıkarmaktan ibaret,
sabır isteyen bir süreç.
 
6.Sustum Anne'nin bir çok bölümü okuyucuya adeta bir film sahnesini izliyormuş gibi
hissetiriyor. Şükûfe Nihal'in hayatını anlattığınız satırları senaryolaştırarak beyaz
perdeye ya da televizyona taşımayı düşünüyor musunuz?
 
Bunu tüm kalbimle isterim. Çünkü ulusal mücadelenin, kadın hareketinin ve
Cumhuriyet’in öncü kadınlarından şaire ve edibe Şükûfe Nihal’i kültür-sanat yelpazemize
yeniden kazandırmak ve genç kuşaklara tanıtmak bir misyondur. Bunu da en iyi
televizyon yapabilir. Böyle ulvi bir misyonu tv yapımcılarının düşünmesini çok arzu
ederim.
 
7.Son olarak yazı masanızda ne olduğunu sormak istiyorum. Üzerinde çalıştığınız yeni
bir bir roman var mı?
 
Yine bir tarih kesiti, yine bir kadın var. Büyük mağduriyetler yaşamış, hıçkırıklarını
sanatına yansıtmış bir kadın. Şimdilik bu kadar ipucu vereyim.

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz