Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Girizgâh-Bir Bengisu BALABAN Öyküsü
Girizgâh-Bir Bengisu BALABAN Öyküsü

-ama bunların hiçbiri benim soruma bir yanıt değil.-

Bakıcı-Bir Cemile CEREB Öyküsü
Bakıcı-Bir Cemile CEREB Öyküsü

Yine homurdanarak başladı güne.

KAYBOLUŞ
KAYBOLUŞ

ŞİİR

Didem Görkay'ın Erol ANAR Röportajı
Didem Görkay'ın Erol ANAR Röportajı

Erol Anar, Brezilya, Edebiyat, Didem Görkay

Aydın MERAL'in Şair Beşir SEVİM Söyleşisi

Aydın MERAL'in Şair Beşir SEVİM Söyleşisi
“Aydın MERAL-Şair Beşir SEVİM ile Şairler, Şiirler ve Sözler Üzerine”
 
Aydın MERAL:
göz dili ve edebiyatı
okudum yeniyetmelik çağlarımda.
hâlâ dilimin dönmediği acılar var
bazı lehçelerde ve ağızlarda.
Beşir Sevim
---
O yıllarda ülkemizde
Çeşitli hükümlerle
Yetmiş iki dilden
İkisi yasaklanmıştı:
İkincisi Türkçe.
Cemal Süreya
Bağlamlar ve zamanlar farklı olsa da bazen okuyucunun takibine şairler ya da yazarlar
arasındaki ortak noktalar takılır -ya da bu sadece okuyucunun algılamasıdır. Burada bu
ortaklığı oluşturan nedir sizce?
 
Beşir SEVİM:
Bu noktada, zamandan ve bağlamdan ayrı bir yerde duran evrensel bir algıdan söz etmek mümkün
sanırım. Bazı şeyler, farklı zamanlarda veya durumlarda dahi benzer etkiyi uyandırabiliyor ya da
kişilere aynı şekilde tesir edebiliyor. Bu da kaçınılmaz olarak birbirini çağrıştıran olay ve olguların
yakın sonuçlar doğurmasını sağlıyor. Yıllar boyunca yaşanan ve tanık olunan her şey, neredeyse
birbirinin tekrarı gibi. Bunu farklılaştıran ise yazarların, şairlerin dil ve üsluptaki çeşitliliği… Anlatılan
benzer şeyler, bu çeşitlilik sayesinde ilgi çekiyor ve okunabiliyor.
 
MERAL:
Sır, sus, eski, hiç, aşk,uzak, çöl, baba… busözcüklerin sizin şiirlerinizdeki ağırlığı nedir,
yaşamınızda neye denktir bunlar?
 
SEVİM:
Aslında özel bir yer tuttuklarını söylemek pek doğru değil. Söz konusu kelimelerin, metinlerimdeki
herhangi bir sözcükten farksız olduklarını söyleyebilirim. Diğerlerinin hükmü neyse bunların ağırlığı
daokadar yer tutuyor şiirimde. Ancak şunu belirtmekte yarar var. Tematik olarak şiirler yazılırken bazı
sözcüklerin kimi metinlerde daha yoğun bir şekilde bir araya gelmesi tesadüf değil tabi ki. Özel olarak
seçilmelerinin en büyük nedeni, anlam olarak bir amaca hizmet etmeleri ve işitsel olarak ahengi
sağlamaya yönelik bir ritim aracına dönüşmeleridir. Çünkü anlam kadar önemsediğim bir diğer şey de
sestir, yani şiirdeki müzikalite… Seçilen ya da tercih edilen sözcükler sayesinde “ses” ve “anlam”
birbirini tamamlayıp şiirde olması gereken dengeyi sağlamış oluyor.
 
MERAL:
Dillerde insanların iletişimlerini sağlamaları için binlerce sözcük vardır. Peki, bir şairin bu
sözcük kalabalığı arasından sadece bazı sözcükleri işlemesinin nedeni nedir?
 
SEVİM:
Her şairin farklı önceliklerinin olduğu bir gerçek... Kimi ritim ve ahengi öncelerken kimi anlamı hatta
anlamsızlığı önceleyebilir. Demin de söylediğim gibi kendi şiirimde ses ve müzikalite dengeli bir ilişki
içindedir. En azından böyle olması için uğraşıyorum. Bunu sağlarken de doğal olarak sözcüklerden
yararlanıyorum. Herhangi bir kısıtlamada bulunmak veya bazılarını arka planda tutmak gibi bir
düşüncem olmadı hiç. Her şiir kendi sözcüklerini çağırır çünkü. Bu sözcükler çoğu zaman benzer veya
yakın gibi görünebilir. Bu da ele alınan meseleye, anlatılan dünyaya dair kimi sözcüklerin şiirde
kendine daha çok yer bulmasına imkân tanıyabilir.
 
MERAL:
Her iki kitabınızda yer alankimi şiirlerde çocukların yağmurla arasındaki bağdan
bahsetmişsiniz. Bu bağı oluşturan sizin çocukluğunuz mu yoksa psikolojik gözlemleriniz mi?
 
SEVİM:
İnsanın hayatında büyü gibi, sihir gibi duran birtakım efsunlu şeyler vardır. Yağmur, benim için, tam
olarak öyle bir şeydir. Çocukluğumdan beri beni cezbeden, kendine çeken bir tarafı olmakla birlikte
netameli yanıyla da “ondan uzakta durmama, ona öylece bakmama” sebep bir güzelliği var bende
yağmurun. Tamamen çocukluktan kalma bir travma diyebilirim. İlk zamanlar deli gibi korktuğum bir
şeyken, daha sonra aşkla bağlandığım bir şeye dönüştü. Bu nedenle zaman içinde şiirimde önemli bir
yer tutmaya başladı.
 
MERAL:
Zamansız Masal şiirinizdeki “bıçak” ya da diğer şiirlerdeki gönderimleriniz… Şair(ler)in bu tür
gönderimlerindeki anlam yüklemeleri şiirin nirengi noktaları mıdır, şair düşünsel çıkışını
buralardan mı alır?
 
SEVİM:
Elbette bazı kelimeler “ateşleyici” bir etkide bulunabilir şairlerde. Yan yana gelmesi gereken
kelimeler, bir kelimenin peşine takılıp şairin zihninde dolaşarak diline pelesenk olabilir. Hatta
düşünsel çıkışını bunun üzerine kurmasına imkân tanıyabilir. Bu da çağrışım zenginliğine göre şiiri
besleyecek bir odak noktası oluşturup şiirin çıkışına kaynaklık edebilecek bir noktaya dönüşür.
 
MERAL:
Şair olgunlaşır mı?
 
SEVİM:
Şair, özünde hep aynıdır. Hiç değişmez bence. Hamlığı-olgunluğu ya da acemiliği-ustalığı… Birlikte,
aynı kabukta, hepsi bir arada var olunca kıymetli...
 
MERAL:
Şiiri doğuran nedir? Çatışmalar, emek, yansımalar…?
 
SEVİM:
Bende şiiri doğuran şey anlık görüntülerdir; bazen bir film karesi, bazen bir resim, bir fotoğraf, bazen
de gözümde donup kalan hayata dair herhangi bir an… Zihnime işleyen bu görüntüleri bir zaman
sonra tarif etme çabasının sonucu olarak şiir ortaya çıkıyor.

Yorumlar

Kahraman Kahramanoğlu29/06/2020 - 20:27

Kıymetli şair Beşir Sevim’in şiirini ve şairliğini biraz daha anlamamızı sağlayan bu söyleşi için sonsuz teşekkürler. Selamlar, sevgiler...

Yorum Yaz