Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

MOR ALEV
MOR ALEV

MOR ALEV

Deniz POYRAZ'ın Kitap Beşlisi
Deniz POYRAZ'ın Kitap Beşlisi

Başarılı öykücü Deniz Poyraz,en sevdiği beş kitabı paylaştı.

Başarılı Bir İntihar Denemesi-Bir Aydın MERAL Öyküsü

Başarılı Bir İntihar Denemesi-Bir Aydın MERAL Öyküsü
Tanrı ile buluşmaya gidiyorum. Beni ne beklediğini ondan başka bilen yok. Beni
bekleyen bir O olduğu hakkında da en ufak bir fikrim yok. Sadece bana verilen gün kotamın
birazdan sonraki kısmını arkamda bırakıp gideceğim dünyadan. Beni bağlayan bir şeyler vardı
yaşamımda. Kuşlar, bir dere kenarında sana selam çakıp giden su damlaları, kitaplığımda
okunulmayı bekleyen kitaplarım, içilmeyi bekleyen kahvem, ucu açılmamış sohbet cümleleri
ve yazı masasında üretebileceğim daha yığın meşgaleyi yaşama şansım varken bunları bırakıp
girmek daha mantıklı geldi gecenin bu saatinde. Arkamda bıraktıklarım bir neden
bulamayacaklardı intiharıma. Sicilim temizdi. Evliydim. Çevrem vardı. Seviliyordum.
Çevreme olumlu katkılarım vardı ama tüm bunların sonu yoktu. Ara ara insanların
ölümsüzlük arayışlarını saçmalık olarak değerlendiriyordum ve inatla hala bunun
arkasındayım. Açıkıyorsun, yiyorsun, seviyorsun, çalışıyorsun, üretiyorsun, tüketiyorsun ve
nihayetinde bunların bazıları lağımdaki yerini alıyordu son aşamada. Bu rutinler olduğu
sürece yaşamak ne içindi haddinden fazla.
Kurşun kafama girdiğinde beynimde yol alışını hissedecek zamanın olmasını bile
istemiyordum. An kavramının, belirsiz mekanın yerle bir olmasını istiyordum. Çünkü
kurtuluş olarak gördüğüm bu yolda kurtulurken bile acı çekecek olmam ben de bir burukluk
yaratırdı birkaç saniye bile olsa. Kafama sıktıktan sonra ölümümü kolaylaştırmak için bol bol
su içtim ve kafanın en ölümcül yerini bulmak için de araştırdım. Yolların çoğu şakaka çıkınca
ben de onda karar kıldım. Ve bu yer ister istemez aklımı düşünürken de parmağımı oraya
koyduğumu aklına getirdi. Bu verdiğim kararın doğruluğunu bir kat daha arttırdı. Bu emici
dünyayı gidip arkada milyarlarca korkak, katil, cani ve kendileriyle yüzleşecek kadar
beyinleri olmayan insanlara bırakmalıydım.
Okuduğum kitaplara baktım bir süre. Ete kemiğe bürünmese de beni kaç bedende
gezdirdiler üşenmeden, kaç dağ aşırtıp kaç sevgili öptürdüler. En çok da onları geride
bıraktığıma üzüleceğim. İntihardan sonra beynimin çoğuna zarar vermiş olacağım için büyük
ihtimalle onları da tamamen o okunmayanlar gibi izdüşümsüz olacaklardır.
Tüm bu senaryoları kuşkusuz dini kitaplara göre yapmıştım. Ölecektim, beni birileri
karşılayacaklardı ve bir süre sonra sorgulamalar başlayacaktı. Durumun böyle olacak olması
canımı sıktı doğrusu. Çünkü ben tamamen yok olma istiyordum. Kırıldığında tuzla buz olan
bir cam ya da kum gibi değil kastettiğim. Kütlesiz, ağırlıksız olmak isterdim. Esamesi
okunmayan bir varlığa dönüşmek istiyorum ki amacıma ulaşabileyim.
Şehrin sokakları tenhalaşınca sokağa çıktım. Kapanmak üzere olan bir mısırcıya
gittim. Bardakta mısır istedim. Tencerenin kenarlarına yapışan taneleri bir araya getirip zar
zor bir bardak doldurabilip verdi. Parayı almak istemedi. Üsteledim, kısa bir süre sonra
anlamsız olacak bir şeyi niye kendimle tutayım ki diye düşündüm. Hafif bir tempoyla
mısırımı yiye yiye yürüyerek dere kenarına gelip bir banka oturdum. Kökleri su yatağında
kalmış söğütlerin yaprakları birbirlerine dokunur biçimde sallanıyordu. Derenin karşı
tarafında temizlik görevleri çöp konteynırlarını özensizce boşaltıyorlardı. Tebessüm ettim
yarın yine kirlenecek bir alanı her gece sektirmeden temizlemelerine. Çok fazla zamanım
kalmadığı için bu vasatlığı izlemekten vazgeçip kalktım. Gündüzleri şehrin en kalabalık ama
şu an sadece fare kovalayan kedilerin kol gezdiği caddeye yöneldim. Binlerce insanın hantal
bedenleriyle yorduğu bu cadde boylu boyunca uzanıyordu önümde. Üzerinde yürümeye
kıyamadım, geri döndüm. Sokak ve caddelerin önüme koyduğu rotaya sorgusuz sualsiz biat
ederek bir süre daha dolaştım kenti. Bu intihar planı olmasa bu şehirden ömrümün sonuna
kadar ayrılmazdım herhalde. Seviyordum. Beni anlıyordu, dinliyordu. Sahibinin ayaklarına
dolanan kedi gibi sarıyordu bedenimin ruhunu. Isıtıyordu ve koruyordu beni diğer
sakinlerinden.
Geziyi uzatmanın anlamı olmadığını düşündükten sonra eve döndüm. Balkona çıkıp
yıllardır tanık olduğum manzarayı bir kez daha izledim. Donuklaşmıştım. O an kendimden
başkasını da düşünmediğimden bencilleşmiştim de. Ama kime ne ki, intihar edip dünyayı
onlara bırakan bendim. Hem onlara arkada bırakacağım her şeye akbaba gibi sahip olma
imkânı verecektim ve bunlar arasında sahibinden az kullanılmış bir beden de vardı.
Odama geçtim. Masa başına daha önce yapmakta zorlanmama rağmen dimdik
oturmaya çalıştım. Silahı aldım. Sağ şakağıma dayadım. Beynimle beraber bana ait olmayan
her şeyi dağıtmaya hazırdım. Kendimi daha önce bu kadar güçlü hissetmemiştim. Benim olan
ve bana verildiği iddia edilen bir bedeni sonlandırma yetkisine sahip olmak bana muazzam
ama bir o kadar da kontrolsüz bir güç verdi. Bu haz anını bir süre kullandım. Parmağımı
tetiğin üzerinde yumuşak dokunuşlarla gezdirdim. Kurşunun yön değiştirmesini önlemek için
şakağıma iyice bastırdım. Tetikteki parmağıma teslim ettim irademi. Parmak duygusuzdu.
Tetiğe bastı. Saniyenin onda biri kadar kurşunun kafamdaki yol alışını hissettim. Beynimin
cızırtısını duydum ve anıların halkası bitti dediğim anda bitti sözüm.
 
Aydın MERAL, Nusaybin-2014
Instagram: eydinmeral

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz