Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Fatma BURÇAK'ın Kitap Beşlisi
Fatma BURÇAK'ın Kitap Beşlisi

Fatma BURÇAK'a en çok sevdiği beş kitabı sorduk..

Acıdan İlaç Almak
Acıdan İlaç Almak

edebi yazılar

Onur AKYIL'ın Kitap Beşlisi
Onur AKYIL'ın Kitap Beşlisi

Onur Akyıl'ın gözüyle sevdiği kitaplar.

Müjde Alganer'in Ziziro'su
Müjde Alganer'in Ziziro'su

Müjde Alganer, Ziziro, Artemis Yayınları

Anı(msamak)ca-Bir Berfin YAVUZ Öyküsü

Anı(msamak)ca-Bir Berfin YAVUZ Öyküsü

Karşıma oturmuş, harıl harıl bir şeyler anlatıyor. Dur durak dinlemeden konuşuyor; öyle çok konuşuyor ki ne dediğini anlamıyor ve kendimi konuşmaya veremiyorum. Sadece dinliyormuş gibi yapıp arada bir kafa sallıyorum.

Gözlerimi dikmiş ona bakıyorum. Onun mimiklerinden hareketle ben de mimiklerimi değiştiriyorum. O gülünce gülümsüyor, kızdığı zaman da kaşlarımı çatıp bakıyorum ona. Ama gerçekten anlattığı hiçbir şeyi duymuyor ve anlayamıyorum. Sonra başlıyorum yoğunlaşma sorunumla ilgili düşünmeye. Sahi neden dikkatimi uzun süre bir şeye veremiyorum. Okuduklarımdan bir şey anlamıyor, izlediğim filmlerin büyük bir bölümünü kaçırıyorum. Bir de son dönemlerde ders anlatırken ilgimin dağılmasına ne demeli! Bazen ders anlatırken birden ne diyeceğimi unutuyorum, kelimeler beynimde uçuşup duruyor. Unutkanlık demişken bir de öyle bir alışkanlık edinmişim son birkaç yıldır. Unutuyorum, unutuyorum durmadan unutuyorum her şeyi ve herkesi… Onun “Neşe” sözüyle irkiliyorum birden. Ne, “Neşe” kim ya, ben neyi kaçırdım acaba? Anlam bütünlüğü oluşturmayan bir sürü cümleyle cebelleşmeye başlıyorum. Israrla “Neşe”yi bulmaya çalışıyorum. Son anda hatırlıyor ve tebessüm ediyorum karşı tarafa. Oysa şaşkın bir şekilde bana bakıyor. Ne o yanlış bir şey mi yaptım, diye düşünüyorum. Sonra yine onu dinliyormuş gibi yapıyorum. Bir yandan böyle bir şey yaptığım için kızıyorum kendime. Ayıp ettiğimi biliyorum ama ne yapayım gerçekten onu dinlemek işkence gibi geliyor bana.

Of Allahım! Ne anlatıyor bu adam? Hiç durmadan anlattığı bu kişiler kim, neden soluklanmıyor hiç? Bir dizinin kahramanları mı yoksa okuduğu bir kitaptan mı bunların hepsi? Olay neyle ilgili, hem ben neden bu kadar kafa yoruyorum buna? “ Bunların hepsini o yaptı, biliyor musun?” diye sorduğunda ben, dersi dinlemeyen öğrencinin öğretmeni tarafından yakalanması gibi afallayıp kalıyorum. Dinlemediğimi fark etmesin diye:

-Neşe mi yaptı? Diyorum

-Yok hayır, Ebru… deyip sil baştan anlatmaya başlıyor. Ben bu sefer pür dikkat dinliyorum onu. Bir yandan da “Ya, öyle mi? Tüh tüh!” diyorum. Ama sonra her ne olduysa ben arkamda damlayan suyu fark ediyorum. Bir süre kulak kabartıyorum ona. Ne de güzel geliyor o bir tek su damlasının sesi. Hem ben oldum olası severim su sesini dinlemeyi. Tabi o çok gürültü çıkaran şelale seslerini değil. Çaktırmadan arkama bakıyorum orda yapay bir şelale görüyorum suyu açık olmadığından sadece damlıyor bu da benim için müziksel bir sese dönüşüyor. Suyun sesini dinlemeye başlıyorum, daha doğrusu suyun damlamasını dinliyorum. Dinledikçe de kendimden geçiyorum. Bir de bahar rüzgârının yüzümü yalayıp geçmesi yok mu tümden kopuyorum ortamdan. Mayışıyorum ve üzerime bir ağırlık çöküyor. Bir ara başımı arkaya yaslayıp gözlerimi kapatıyorum. Bir yandan uyku bastırmış, bir yandan rehavet çökmüş üzerime ama öte yandan da karşımdakinin ısrarla konuşmaya devam etmesi…Konuştukça konuşuyor, bense derin bir sessizliğe bürünüyorum. Onu dinleyecek enerjiyi bulamıyorum kendimde. İşte tam da bu sırada Farid Farjad çalıyor. Ben sadece onu dinlemek  ve onun kemanıyla hüzne boğulmak istiyorum.Ve tabi ki çokça da sessizlik istiyorum. Ne zaman ki bir Farjad çalsa içim burkulur, kemanıma yaptığım haksızlığı düşünüp bir iç hesaplaşma yaşarım.

Karşımdakinin bir anlık suskunluğundan yararlanarak:

-Biraz susup sadece müzik dinlesek olur mu, diyorum. Hiçbir şey demiyor, ben tam sessizliğin keyfini Farjad’ın kemanıyla çıkaracakken…

-Ben Yozgat’a üniversiteyi okumaya gittiğim ilk yıl ne yaptılar bunlar bana, biliyor musun? Deyip yeniden anlatmaya başlıyor. Benimse yenilgimi kabul etmekten başka çarem kalmıyor. Göndere çekilmesine ramak kalan zafer bayrağımın ayaklar altında kalışını hüzünle seyrediyorum, boynumu büküp onu dinlemeye başlıyorum yeniden.

Berfin YAVUZ

16/04/2014

 

Yorumlar

Cemre nur bala12/04/2019 - 08:03

En güzel okuduğum öykü

yasemin09/04/2019 - 12:33

çok güzel öykü hocam

Nursima demir22/03/2019 - 18:24

Başka öykülerde varmıdır

Nursima demir22/03/2019 - 18:22

. Ne güzel düşünceli biri

Nursima demir22/03/2019 - 18:17

Aslında aynı ben

Nursima demir22/03/2019 - 18:14

Ne unutkan birisiymiş bu

Cemre nur bala20/03/2019 - 18:35

Çok güzeldir

Elif er18/03/2019 - 20:36

Çok güzel o kadar güzel ki sanki oradaydım ♥♡

Liloz mahmut15/03/2019 - 17:53

Bundan daha güzel bir öykü okumadım

Delinin biri14/03/2019 - 22:23

Devamı olsun istedim. Acaba var mıdır?

Xecê a cat13/03/2019 - 10:11

Okurken ben yaşamışım gibi hissettim.cok başarılı

Yorum Yaz