Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Anneanne-Bir Hilal ARAS Öyküsü
Anneanne-Bir Hilal ARAS Öyküsü

Hoca üç defa “Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı
Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı

Güneşin üzerindeki kalın örtüyü kaldırmasının üzerinden epey zaman geçmişti...

KÖSTEBEKLERİN GÜNÜ
KÖSTEBEKLERİN GÜNÜ

KÖSTEBEKLERİN GÜNÜ

Anı(msamak)ca-Bir Berfin YAVUZ Öyküsü
Anı(msamak)ca-Bir Berfin YAVUZ Öyküsü

Karşıma oturmuş, harıl harıl bir şeyler anlatıyor.

Ben Fahişe Ruhluyum-Bir Sedat Sezgin Öyküsü
Ben Fahişe Ruhluyum-Bir Sedat Sezgin Öyküsü

Halise yaşamayı seviyor, yaşatmayı da öyle.

Aydın Meral-Tedirgin Eden Öykülerin Kitabı: Hayalet Müzik

Aydın Meral-Tedirgin Eden Öykülerin Kitabı: Hayalet Müzik

        Aşkın Zengin Akkuş, Funda Özlem Şeran, Hakan Balcı, Mehmet Berk Yaltırık, Murat Baykan, Murat S. Dural, Nurgül Çelebi, Özlem Ertan, Uğur Kılınç ve Zeynep Çolakoğlu’nun birer öyküye katkı sundukları Hayalet Müzik kitabı; okuyucuyu okuma süreci boyunca gergin tutan bir yapıya sahip: gerileten, üzen ve sarsan…

        Korkuyu başat kurgu öğesi olarak seçen yazarların öykülerinde insan sinirine dokunan bir yön var. Ölülerin son sözcüklerini kaydetmekle başlayan bu yön, annenin bebeğini boğması gibi üst bir eşiğe çıkar. Ölülerin ortalıkta gezen ruhları da yaşayanlara korkular yaşatması da öykülerdeki diğer içerikler.

        Son Ses öyküsünde müzik ile oluşturulan ölüm girdabına eşlik eden zehirleme, öykü karakterlerinin okuyucuda ürperti duymasına zemin hazırlamaktadır. Ağır ağır gelen ölümler ve buna edilen tanıklık öykünün belki de amacına ulaşmasında önemli bir yer ediniyor.      

        Öyküler, salt bir ölüm-öldürme yönü ile değil; yazarların sanatsal –özellikle müzik- arka plan yeterliliklerinin de öne çıktığı ve bunu kurguya uyumlu yerleştirdiği metinlere sahip kitapta bu sanatsal yelpaze geniş bir seçki sunmaktadır. Ölüm Müzikali adlı öyküdeki yön bunun belirgin bir örneklemini sunmaktadır.

        Gerek Av ve Avcı gerekse de diğer öykülerde yer alan polisiye kurgu eğilimi, okuyucunun metni okurken kendini gergin hissettirmesi yanında onun parçaları birleştirip kurguyu kestirebilmeye itmektedir. Bu, okuyucuyu edilgen olmaktan alık etkin bir konuma getirmektedir.

        Yolu ölüme çıkan öykülerin varlığı okuyucuda uyandırdığı üzüntünün yanında Gece Gelen öyküsündeki gibi tarihsellikle ilmiklendirilen –Hititler- kurgu okuma ediminde bize tarihi bir kitabe okuyor hissi vermektedir. Günümüz-geçmiş-mitoloji düzlemindeki böylesi metin/metinler metinler arası geçişe olanak verdiği için de ayrıca katmanlı bir yapı oluşturmuş.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   

        Kemençe öyküsünde yazarın efsane çizgisine kayan metin türünün günümüzde demografisiyle kesişmesi şehir efsanesine kıvamına denk bir oluşturum. Batıl inanç denilemeyecek kadar halkın içine sinmiş ancak aslında yaşananların bilimsellikten uzak olması öykünün rengine çeşitlilik katmıştır.

        İlahi adalet yerini bulması yazarın kurgusuna bırakıldığında bazen taşlar yerli yerine oturur. Münasebetsiz öyküsünde de olan tam olarak da budur. Olay örgüsünün ortasından başlayan başka bir öykünün yine başka bir yaşam öyküsü ile bütünleşmesiyle başlayan anakronik olayın sonunda, tüm karakterlerin hakkı teslim edilir ve öykünün içinde cinayet olmasına rağmen okuyucuda bir gönül rahatlığı oluşturulur. Bu oluşum, edebiyatın amaçlarından biri de değil mi zaten?

        Tarihsel süreçte –XV. Yy- yaşanan Cadı Avı, binlerce kadını idamını getiren olaylar silsilesinin bir rövanş metni gibidir İstanbul’un Cadıları öyküsü. Cadı Avlarında öldürülen kadınların yaşadıkları acının gerçekliği insan düşünüşünde derinlikler bırakırken yazarın öyküsündeki kurgusal acının dozu da gerçeğini aratmamaktadır! Vahşetin yoğunluğu, bolca kan ve acı tattırma okuyucu üzerinde sarsıcı bir etki bırakır. Cadılar için ilahi adalet belki de yerini bulamayacak ama bu öykü kurgusal bir arınma sağlar belki de…

        Hayalet Peşinde öyküsündeki karakterin hezeyanlı yapısı mekânlar, zamanlar arasındaki geçiş tiyatrodaki klasik üç birlik kuralını yerle bir etmektedir. Bu geçişler ve geçişlerle beraber işlenen art alan, başarılı bir dokuya büründürülmüş ve metin niteliği sağlanmıştır. Tabi art alanda olan ve tüm öykülerdeki belirgin müzik vurgusu burada da okuyucu için karşılaşmaktan kaçınamayacağı kadar yoğun işlenmiştir.

        Bir iç ve dış betimleme işleyişinde olan Beyhude Melodiler öyküsü yazarın kendine dair bir günlüğü gibidir. Kendini kendine açan ve kanıksanmışlığı, bıkkınlığı ve edilgenliğe yol açacak bir buhranîlik eğilimi. Diğer öykülerin hızlı ve geren yapısına karşın bu öyküde olaysal duruluk öykünün daha çok fikirsel bir izlekle yazılmasından kaynaklanmaktadır. Öykünün sonunda müziğin öldürücülüğü tekrar gün yüzüne çıkar ve ana karakterin içsel dünyasındaki yıkım etrafına da yayılır ve konserdeki dinleyicilerden kan fışkırır! Sert ve keskin bir bitiş!

        Sandima öyküsünün aşka dairliğin naif biçimde işlendiği bir öykü. Mezarından çıkarılan ölünün gerginletmesi, öykünün yardımcı bir öğesi iken öyküdeki sevişim ve duygu paylaşımı ana alımlama olarak okuyucunun zihninde kalacak olandır. Bu biçem ve içeriğin oluşturduğu bütünlüğün temel birleştiricisi tabi ki yine müzik ve müziğin oluşturduğu ortak hissettirişler.

        Farklı yazarlar, farklı içerikler ama bütünlüğü sağlanmış bir kitap…

 

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz