Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Bölünüş-Bir Aydın Meral Öyküsü
Bölünüş-Bir Aydın Meral Öyküsü

"Geçmişi toplamak için çıktığım Berlin gettoları artık özlemlerden çok acıları tazeliyordu."

Günce-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı
Günce-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı

Çocuğa: “ Burası neresi?” diye sordum

Cehennem Çiçeği
Cehennem Çiçeği

Cehennem Çiçeği

Kadın ve Çocuk-Bir Yalçın TECİMER Öyküsü
Kadın ve Çocuk-Bir Yalçın TECİMER Öyküsü

Kadın, Çocuk ve Yalnızlık

Bir Avuç Hiçlik-Bir Aydın MERAL Öyküsü
Bir Avuç Hiçlik-Bir Aydın MERAL Öyküsü

Açık tenli bedeni, uzun ve dolgundu.

Türk Sinemasında İnancın Etkileri-Didem GÖRKAY

Türk Sinemasında İnancın Etkileri-Didem GÖRKAY

Türk toplumunun tarih boyunca inandığı birçok dini inanç hayatın bütün alanlarında olduğu gibi sinemayı da etkilemiştir. Şamanizm’den Natürizm’e;  Zerdüştlük’ten Totemizm’e kadar birçok inanışın izlerini Türk sinemasında görmek mümkündür. Birçok inanç günümüzde de etkilerini sürdürmeye devam etmektedir. Kına yakmak, yolculuğa çıkan birinin arkasından su dökmek, yağmur duası bunlardan sadece birkaçıdır.

Göçebe hayatı benimseyen Türkler; gittikleri birçok yerin kültürel özelliklerini, dini inançlarını özümseyerek kendilerine has bir çizgi oluşturmuşlardır. Bu durum da zaman içinde halkın geniş bir inanç yelpazesi oluşturmasını sağlamıştır. Türk sinemasında yer alan inanış özellikleri genellikle köy temalı filmlerde seyirciyle buluşmaktadır. Köy hayatı, dış dünyanın etkilerinden kendini soyutlamış bir yaşamdır. Köyde yaşayan halk inançlarına dıştan gelebilecek zararlara karşı kendilerini korumaya özen gösterir.

Günümüzde de çok yaygın bir şekilde kullanılan kına, yüzyıllardır en çok bilinen ve artık inanıştan çok bir geleneğe dönüşen uygulamadır.  Yüzyıllar önce evlenmeden önce bir tören düzenleyerek kına yakan genç kızlar artık genç kızlıktan evliliğe adım atıklarını gösterirlerdi.  Zamanla kına halk arasında yaygın bir kullanımı olan ‘’Kına yakmak’’ deyiminin içinde de kendine yer bulmuştur. Yaşadığı kötü bir duruma karşısındaki insanın sevinmesi anlamına gelen bu deyim, oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.  Hem yönetmenliği hem senaristliği Bilge Olgaç’a ait olan ‘’Açlık’’ filminde kına yakmak deyimi belirgin bir şekilde kullanılmaktadır. Açlık filminin ana karakterlerinden olan Hasan’a, babası tarafından kullanılan bir deyim olarak kına yakmak filmin içinde kendine yer bulmuştur. Gene aynı filmin içinde yer alan diğer bir inanış ise yağmur duasıdır. Bu inanış farklı bölgelerde çeşitli değişiklikler gösterir. Genel olarak açıklamak gerekirse yağmur duası köyde yaşayan halkın köyün meydanında bir araya gelmesiyle başlar. Adeta bir şenlik yapılacağı izlenimi veren hazırlıklar yapılır. Halk meydana bulgur toplar ve büyükbaş bir hayvan keserek yemek yapar. Yemekten önce ise köyün sınırlarına yakın bir tepede duaya çıkılır. Yağmur duası ayeti okunur, 41 adet taş toplanır duaya katılanlar namaz kılar ve görevlerini yerine getirmişçesine içleri rahat bir şekilde hazırlanan yemekler yenir sonrasında ise toplanan taşlar köyün içinde veya yakınında bulunan nehre bırakılır. Açlık filminde kuraklık baş gösterdiğinde halk yağmur duasına çıkar. Film boyunca beş kere yağmur duasına çıkan halk seyirciye yağmur duasına olan inancın günümüzde de devam ettiğini göstermektedir.

Bir Atıf Yılmaz filmi olan ‘’Cemo’’ ise Kemal Bilbaşar’ın aynı adlı romanından 1975 yılında sinemaya uyarlanmıştır.  Günümüzde de birçok evin duvarında yer alan, ülkemize turistik amaçlı geziye gelen turistlerin ülkelerine dönerken mutlaka aldıkları ve yanlarında götürdükleri nazar boncuğu olarak adlandırılan mavi boncuk ‘’Cemo’’ filminin ilk sahnesinde görülmektedir. Cemo’nun başına taktığı mavi boncuklarla süslü alınlık, hem taşıdığı anlam açısından hem de görsel açıdan filme ayrı bir anlam katmaktadır.  Totemizm inancından günümüze gelen mavi boncuk hala oldukça önemli bir değere sahiptir.  Mavi boncuk dışında çan da film de yer alan inanç öğelerinden biridir. Cemo ile Çancı ustası Memo’nun aşkının anlatıldığı filmde çanın da ayrı bir önemi vardır. İslamiyet öncesi en önemli inanışlardan biri olan Şamanizm’de çok büyük bir yere sahip olan çan kötü ruhları kaçırmak için kullanılmaktadır.  Bu yüzden Şamanlar kıyafetlerinde mutlaka çan taşımaya önem verirlerdi.

Kuşkusuz sadece 1970’li yıllarda çekilen filmlerde değil günümüz Türk sinemasında da İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası dini inançların etkisi görülmektedir. Senaryosunu Yılmaz Erdoğan’ın yazdığı yönetmenliğini Yılmaz Erdoğan ve Ömer Faruk Sorak’ın birlikte yaptığı 2000 yılı yapımı ‘’Vizontele’’de de çeşitli İslamiyet öncesi ve İslami dönemi inanç öğelerine rastlanmaktadır.

Gösterime girdiği dönemde çok beğenilen filmdeki olaylar belediye başkanının evinin ve ailesinin çevresinde geçmektedir. Filmde kına yaygın olarak yer almaktadır. Filmin önemli karakterlerinden olan Sıti Hanım ve Asiye’nin ellerindeki kına buna örnek olarak gösterilebilir.  Bunun dışında mezar taşı kullanılması, haram inancının işlenmesi filmlerdeki diğer göze çarpan inanışlardandır. Köyün sinemacısı köye vizontelenin gelmesiyle birlikte, kazancının azalacağını düşündüğünden köydeki hocaya vizontelenin haram olduğunu anlatmaya çalışır. Bu durum İslamiyette haram inancına büyük önem verildiğini göstermektedir.

İki bin yıldan fazla süredir var olan Türkler tarihleri boyunca çeşitli coğrafyalarda varlıklarını sürdürmüşlerdir ve bu süreçte de birçok kültürel öğeyi özümseyerek kendilerine has bir kültür çizgisi oluşturmuşlardır. İçinde şekillendiği coğrafyanın kültürel ve dini özelliklerini taşıyan sanatın en önemli dallarından biri olan sinema ise inançları görsel olarak izleyiciye ulaştırmakta ve halkı kültürel açıdan yükseltmeye devam etmektedir.

Didem Görkay

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz