Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Vesikalı Yarim
Vesikalı Yarim

Film Eleştirisi

Bölünüş-Bir Aydın Meral Öyküsü
Bölünüş-Bir Aydın Meral Öyküsü

"Geçmişi toplamak için çıktığım Berlin gettoları artık özlemlerden çok acıları tazeliyordu."

Cehennem Çiçeği
Cehennem Çiçeği

Cehennem Çiçeği

Vesikalı Yarim

Vesikalı Yarim
İMKANSIZLAŞTIKÇA TUTKUYA DÖNÜŞEN AŞKLARIN FİLMİ:
VESİKALI YARİM
 
Doğallığı ve gerçekçi replikleriyle o döneme ait aşk filmleri arasından ustalıkla sıyrılan Vesikalı Yarim Sait Faik'in Menekşeli Vadi öyküsünden uyarlanarak beyaz perdeye aktarılmıştır. 1968 yılında çekilen filmin başrollerinde muhteşem güzelliğiyle Türkan Şoray ve yakışıklılığı ile yakışıklı İzzet Günay yer alır. Arka planda ise siyah beyaz görüntüleriyle izleyeni hayran bırakan İstanbul vardır.
1960'lı yılların şaşalı partileri, karmaşık aşk ilişkileri, dikkat dağıtan saç modelleri, pullarla süslü abartılı gece kıyafetleri, yapmacık replikleri ile birbirine benzeyen birçok filme inat sade bir filmdir Vesikalı Yarim. Bu filmi izleyiciye bu kadar sevdiren ve Türk filmleri arasında kült film olarak yer almasını sağlayan da bu sadeliğidir. Bir konsomatris olan Sabiha ve manav olan Halil'in yollarının kesişmesiyle başlayan aşkları Sabiha'nın yaşadığı vicdan azabıyla çıkmaza girse de Halil sonuna kadar mücadele eder. Çok sever Halil, çünkü aşkın en önemli kuralı yeterince sevilmek hiç sevilmemektir. Belki insanın hayatı boyunca yaşadığı bir çok duygu için az yeterlidir ama aşk sonsuz sevilmeyi gerekli kılar. 
 Filmde gerek Sabiha'nın replikleri gerekse Halil'in replikleri anlaşılır sadelikte ve abartıdan uzaktır. Vesikalı Yarim denilince ilk akla gelen replik kuşkusuz ''Çok eskiden raslaşacaktır.'' olur. Filmin gösterildiği 1968 yılından bu yana ne zaman birbirine geç kalmış iki sevgili gerçeklerle yüzleşse bunu söyler birbirine. Oysa aşk söz konusu olduğunda vakit mutlu hikayeler için hiç de geç değildir. Sabiha ve Halil için de aynı durum söz konusudur. Aşkın yeri de zamanı da yoktur. Bunu ispatlarcasına birbirine akar Sabiha ve Halil. Mutsuz bir evlilik sürdüren Halil ve yaşadığı evi yuva olarak görmeyen Sabiha için dünya artık ikisinin aşkından ibarettir.  Halil'in geride bıraktığı ailesini ve çocuklarını öğrenen Sabiha ise zamanla vicdan azabına sürüklenir. Sabiha'nın aile manavını uzaktan seyrettiği sahne gerçeklerle yüzleştiği sahnedir. Sabiha artık aşktan çok vicdanının sesini dinleyecektir. Onu seyircinin gözünde konsomatris Sabiha olmaktan çok vicdanlı bir kadın yapan da bu sahnedir.
Filmin genelinde hakim olan geç kalmışlık duygusu, bazen Sabiha'nın hüzünlü bakışlarında bazen de Halil'in sabırla çektiği tesbihinde kendine yer bulur. Filmin pek çok sahnesi bu geç kalmışlık olgusu üzerinden ilerler. Karakterlerin gerçekçiliği, yaşadıkları ve filmin geneline yayılan imkansız aşkın çekiciliği izleyicinin empati yapmasını sağlar. 
Filmde yer alan şarkılar da izleyicinin yıllarca dilinden düşürmeyeceği şarkılardır. Filmin girişinde yer alan şarkı oldukça neşelidir. lk sahnede Halil, at arabasına manavda satacağı malı yüklemiş Berkant‘ın 1966 yılında seslendirdiği “Arabamın Atları” şarksının enstrümental  hali yer alır. Sözlerini hemen hatırlayıverir insan zaten:
” arabamın atları deh deh aman da,
boyalı kanatları dehdeh aman da
Film ilerledikçe neşeli müzikler yerini hüzünlü şarkılara bırakır. O yılların en sevilen şarkılarından biri daha filmdeki yerini alır. Şükran Ay biri diğerinden daha az seven bütün sevgililer için söylemektedir.
“Sana olan aşkımı imkan yok bilemezsin
Seni sevdiğim kadar ah beni sen sevemezsin
Bir gönül hatırı için dertlere giremezsin”
Ve hala çok sevilen Kalbimi Kıra Kıra şarkısını da unutmamak gerekir. 
Şarkılardan da anlaşılacağı gibi Halil artık filmin ilk sahnesindeki Halil değildir. Aşık olmadan önceki Halil ile aşık olduktan sonraki Halil adeta iki farklı kişidir. Yaşamadan önce yaşandıktan sonra insanda hiçbir şeyi değişirmeyen duygu aşk değildir zaten. Aşk ne kadar imkansızsa o kadar tutkulu yaşanmaktadır. Vesikalı Yarim'de de yer alan bu durum izleyiciyi kitleler halinde peşinden sürüklemiştir. 
Filmin sonlarında Halil eve döner. Karısı onu hiçbir şey yaşanmamış gibi karşılar. Çocukları şaşkındır babalarının gelmeyişine o kadar alışmışlardır ki oğlunun başını okşayan Halil'in arkasından babam başımı okşadı kalacak mı diye sorar.
 Hayat kaldığı yerden devam etmektedir. 
 
Didem Görkay

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz