Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Ahmet Muhip Dıranas’ın Şiirlerinde Esinlenme Sorunu-Bir Önder ÇOLAKOĞLU Dosyası
Ahmet Muhip Dıranas’ın Şiirlerinde Esinlenme Sorunu-Bir Önder ÇOLAKOĞLU Dosyası

Baudelaire için Fransızca öğrendim diyecek kadar ona hayranlığı vardır Dıranas’ın...

Kafa Karışıklığı-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı
Kafa Karışıklığı-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı

Kendi ‘hikaye’sindeki bütün unsurlar bir bir kayboluyordu.

Müjde Alganer'in Ziziro'su
Müjde Alganer'in Ziziro'su

Müjde Alganer, Ziziro, Artemis Yayınları

Cervantes'ten Örnek Alınacak Hikayeler-Didem GÖRKAY

Cervantes'ten Örnek Alınacak Hikayeler-Didem GÖRKAY
MIGUEL DE CERVANTES SAAVEDRA
NOVELAS EJEMPLARES
ÖRNEK ALINACAK HİKÂYELER
 

​Edebiyatın birçok alanında başarılı eserler vermiş ve yüzyıllar boyunca beğenilerek okunmuş, eserleriyle ölümsüzlüğe ulaşmış bir isim Miguel de Cervantes. 

Şüphesiz ki Cervantes dendiğinde akla ilk gelen, modern romanın ilk örneği olan ve dünya edebiyatındaki klasikler içinde kendine sağlam bir yere sahip olan Don Quijote’tur.  Cervantes, bu romanında ezilen insanları ve kahramanının yel değirmenleriyle savaşmasını anlatır.
Cervantes’in bu eseri birçok kez beyaz perdeye de uyarlanmıştır.  Dünya Edebiyatındaki klasikler içinde yerini alan Don Quijote iyi bir okuyucunun kütüphanesinde mutlaka olması gereken bir kitap. 
Zorluklarla dolu bir hayatı olan Cervantes,  yazmaya genç yaşta başladı.  1571 yılında bir top güllesiyle sol elini kaybettiği İnebahtı Deniz Savaşı’ndan sonra, uzun yıllar ülkesinden uzakta Cezayir’de esir olarak yaşadı. Cervantes, ülkesine döndükten sonra dolandırıcılıkla suçlandığı ve hapishanede kaldığı uzun yıllar içinde Don Quijote’u kaleme alır.
Yazarın yaşadığı yıllar, doğruluğun ve dürüstlüğün erdem olarak görülmediği, hiçbir manevi değerin yüceleştirilmediği, haksızlıkların herkesi mağdur ettiği zamanlardır. 17.yüzyıl sonlarında İspanya’da yaşanan haksızlıklardan yola çıkan, Cervantes bu eseriyle şövalyeliliği çürütmek ister, bunu yaparken alaycı bir dil kullanır.
Kimi zaman nüktedan üslubuyla, kimi zaman satır aralarından göz kırpan romantik anlatımıyla hayal ile gerçeklerin birlikte anlatıldığı, bu eser modern romanın ilk örneği olarak da kabul edilir.
Etkileyici bir üsluba ve kurgu yeteneğine sahip olan Cervantes’in adı, bir klasik olan Don Quijote ile birlikte anılsa da yazarın mutlaka okunması gereken başka eserleri de var. Bunlardan biri de; Örnek Alınacak Hikâyeler.
Cervantes, her biri kısa bir roman uzunluğunda olan öyküleri kaleme aldığında otuz sekiz dile çevrilen büyük eseri Don Quijote’yi henüz yazmamıştı. O yıllarda Avrupa’da roman sanatı henüz bilinmemekteydi.  Halk arasında anlatılan kimi kısa öyküler, anlatılar anonim olarak kulaktan kulağa yayılır ve yazıya geçirilirdi.
‘’Örnek Alınacak Hikâyeler’’ bu anlamda Dünya Edebiyatındaki ilk kısa roman özelliği taşıyan öykülerden oluşan bir kitap.  Okuyucu, Cervantes’in büyülü yazı dünyasında yolculuk yaparken, kahramanlık, macera ve aşk öyküleri içinde anlatılan dürüst insanların erdemli düşüncelerinden örnekler bulacak, kimi zaman hayatın pek çok yerinde lazım olan öğütlere rastlayacak satırlarda.  Kitaptaki öyküler Cervantes’in ince zekâsının ve etkileyici üslubunun birer eseri olarak nitelendirilebilir adeta. Öykülerdeki kadın kahramanlar, uğruna her şeyin göze alınabileceği güzellikteki kadınlardır. Kadınların güzelliğini gökyüzüne, ay ve yıldızlara benzeten Cervantes’in kahramanları âşık oldukları kadınlar için yaşamlarından vazgeçebilecek kadar tutkuludurlar.
Kitaptaki öyküleri yazarken, kendi yaşamından, yaşadığı sıkıntılardan, esir düştüğünde yaşadığı zorluklardan da yola çıkarak yaşadığı yüzyıla ışık tutan Cervantes öykülerinde İspanya’da yaşayan birçok halk hakkında tespitlerde bulunuyor. Mesela Çingeneler için şöyle diyor Cervantes;
‘’Bizler tarlaların, ekinlerin, ormanların, dağların, kaynakların ve ırmakların efendileriyiz. Dağlar bize yakacak odun, ağaçlar yemiş, bağlar üzüm, bahçeler sebze, kaynaklar su, ırmaklar balık, girilmesi yasak olan yerler av hayvanı, kayalar gölgelik, kuytular serinlik, mağaralar ise yuva sağlar.’’ 
Cervantes ‘’Cömert Âşık’’ isimli öyküsünde, güzeller güzeli Leonisa’nın onu gerçekten seven Ricardo’yu fark etmeyerek, Cornelio’nun aldatıcılığına kapılmasını anlatırken okuyucuya hiç unutamayacağı öğütler verir. 
‘’Yaşı genç olan insanlarda kararsızlık, zenginlerde gurur, küstahlarda kibir, güzellerdeyse hor görme vardır. Bütün bunlara sahip insanlardaysa bütün kötülüklerin anası olan aptallık vardır.’’ 
Cervantes, insanlığa yeni umutlarla aydınlanan bir yol çiziyor adeta öykülerindeki öğütleriyle.
Kahramanlarını maceraperest, serseri ruhlu ve gezginlerden seçen Cervantes’in eseri bu yönüyle pikaresk romana da bir örnek olarak gösterilebilir. Pikaresk roman, İspanyolca’da maceracı, serseri anlamlarına gelen ‘’picaro’’ sözcüğünden gelmektedir. Bu roman türünde, kahramanlar çeşitli yerleri gezen, serseri ruhlu, eğlenmeyi seven,  maceraperest kişilerden oluşur. Pikaresk roman, öğüt vermekten, okuyucuyu ders çıkarmaya yöneltmekten çok eğlendirici amaçlıdır.
 O yıllarda şövalye romanslarına tepki olarak ortaya çıkan bu roman türünün özelliklerini Cervantes’in eserlerinde görmek mümkün.
‘’Örnek Alınacak Hikâyeler’’ de sıradan hayatları anlatırken özenle seçtiği kelimelerle, unutulmayacak kahramanlar yaratan Cervantes, ‘’Çingene Kızı’’ adını taşıyan öyküsünde, Preciosa’ya aşkını ispat etmek için asilzade yaşantısını ve zengin bir hayat sürdüğü evini bırakıp Çingenelerin kervanına katılan Andres’in karşılaştığı zorlukları, azimli davranışlarıyla her şeyin üstesinden gelişini ve yaşadıklarının sonunda Preciosa’ya kavuşmasını anlatır.
Birbirinden güzel sonelerle süslenmiş öyküde, altı çizilecek güzellikte öğütler yer alıyor.
‘’Taze âşıkların tutkuları, insanın iradesini zorlayan delice hazlar gibidir. İrade, uzak durulması gereken yasakları çiğneyip kendini kaybetmiş bir şekilde arzuladığı şeyin peşinden koşar. Gözleriyle cennete ulaştığını zannederken kendini kederin cehenneminde bulur. Arzu ettiği şeyi elde ettiğindeyse ona kavuşmanın verdiği rahatlıkla hevesi azalmaya başlar.’’ 
Yoksulluk ile zenginlik arasındaki farkları ise ince bir üslupla işleyen Cervantes, satırlarında şöyle diyor;
Zenginlik, ona sahip olmaya alışık olmayan veya onu kullanmasını bilmeyen kimselere yoksul bir insanın yoksulluğu hissettiği kadar ağır bir yüktür. Altının varlığı dert, eksikliğiyse kaygı getirir; fakat eksikliğinin getirdiği dertlere az bir mal varlığıyla deva bulunur; oysa zenginliğin getirdiği kaygılar, servet artıkça çoğalır. 
Dünyanın neresinde olursa olsun değişmeyen bazı değerler ve ne yazık ki bazı insanların doğduğu günden beri karakterinde var olan kötü özellikler vardır.  Bu kötü huylar, uygun yatağı bulduğunda oraya yönelen bir nehir gibi yeri geldiğinde bir köşeden ortaya çıkarlar. 
 
Cervantes ‘’Çingene Kızı’’ isimli öyküsünde şöyle diyor;
‘’Hasetlik denilen şey prenslerin saraylarında nasıl varsa, barbarların çadırlarında ve çobanların saman kulübelerinde de vardır.’’ 
Örnek Alınacak Hikâyeler, isimli kitabını 1612 yılında tamamlayan Cervantes, kitabın önsözünde öyküleri için, “kendisinden faydalı bir örnek çıkarılmayacak hiçbir hikâyenin bulunmadığını” yazmış. 
 Yazarın ne kadar haklı olduğunu, kitabı bitirdikten sonra aklınızın bir köşesine yer eden öğütleri, hayata dair çıkarılacak dersleri gerektiği zaman ve gerektiği yerde, kendinize tekrar ettiğinizde göreceksiniz. 
Gerek kurgusu, gerekse anlatımı ve ince bir zekânın ürünü olduğunu belli eden öğütleriyle bir başucu kitabı olarak da mutlaka her okuyucunun kütüphanesinde bulunması gereken bir eser. 
 
Didem Görkay

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz