Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

MUSTAFA ORMAN'IN BAŞUCU KİTAPLARI
MUSTAFA ORMAN'IN BAŞUCU KİTAPLARI

MUSTAFA ORMAN'IN BAŞUCU KİTAPLARI

Ayşe ÖVÜR-Botter Apartmanı
Ayşe ÖVÜR-Botter Apartmanı

Ayşe Övür'ün çok yönlü romanı Remzi Kitapevi etiketiyle...

Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı
Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı

Güneşin üzerindeki kalın örtüyü kaldırmasının üzerinden epey zaman geçmişti...

Ben-Bir Aydın Meral Öyküsü

Ben-Bir Aydın Meral Öyküsü

BEN

Merhaba. Ben Ben. Yok, hayır. Yanlış yazmadım. Adım Ben. Ad koydurmadım kendime. Bunu anne karnında karar verdim. Öncesinde karar verecektim ama öncesi yoktu. Gözümü karanlığa açtığımda karar verdim ad koydurmamaya. Koysam yaşamayacaktım kendimi. Her ad biriydi. Benden başkası. Etiket. Kimlik. Aidiyet. Toparlarsak baş belası. Haksız mıyım? Belki. Sonuçta siz benden daha fazlasınız. Başlarda bunda zorlandım. Aslında ben değil, diğerleri zorlandı. Özellikle de ismimi sorarlarken. Önce şaka yaptığımı sanıyorlardı. Bilirsiniz işte mahlukat-ı sapiens. Bu ad koyma konusunda ilkin babamla yollarımız ayrıldı. Babasının ismini koyacaktı bana. Karşı çıkmamı beklemiyordu. En doğal hakkıymış bana ad koyması. Babasının yüzüne nasıl bakacakmış, arkadaşları ona gülecekmişler. Bahanesi çoktu anlayacağınız. Olsundu. Dik durdum. Sustu. Anladı kararlılığımı. Annem ise sütünü helal etmeyeceğim, dedi. Lafa bak. Kendi sütüymüş. Ben olmasam o süttü de olmayacaktı, dedim. Hakkımdır o benim. Önceleri kırıldı, küstü bana. Ama ana yüreği işte. Sütünü vermeye devam etti. Pardon benim sütümü. Böylelikle ikinci hendeği de atlatmış oldum. Sırada kardeşler var. Sanırım kıskandılar. Onlar gibi bir yularım olmadığım için içten içe sinir oluyorlardı bana. Hepsini tek tek derdimi anlatmak yerine hiçbirini bir şey demedim. Sırada büyükbabalar, analar, dayılar, amcalar, halalar, teyzeler ve komşular vardı hakim koltuğunda. Çoktular. Beni yordular. Bir ara rüyamda nüfus müdürünü bile gördüm. Elinde büyük, siyah ciltli bir defterle dikildi karşıma. Defteri sallayıp senin yüzünden bu deftere ilk kez farklı bir isim girdi, dedi. Atalarına ihanet ettin! Üstüme yürümeye başladığı anda uykudan uyandım. Görüyorsunuz iş zor. Bazen düşünüyorum da sıradan bir isim verilseydi bana daha mutlu olurdum diye. Baksanıza. Bir keresinde aldığım kitabı imzalatmaya çalıştığım bir çocuk kitabı yazarı, ismimi öğrenince kitabı benden geri aldı. Deliler kitap okuyamaz diye düşünde sanırım. Garip.

Baskılar, kabuslar, dışlamalar birbiri ardına geldiği yılların devam ettiği yılların birinde okula başladım. Yalnız bir sorun vardı. Tabi yıllar sonra okulun anlamı nedir diye sözlüğü baktığımda bu sorunun sorun olduğunu anladım. Ya tanımda bir sorun vardı ya da okulda. İlk gün annemin gözetiminde gittiğimden normaldi. İkinci gün ise durum yakıcıydı. Üzdürücüydü. Saçmaydı da. Ağzındaki dişlerinin yarısını meçhule kaptıran veletlerin ismimi duyduktan sonraki kahkahaları beni benden bıktırdı. İşim zordu. Galiba tüm dünyayı karşıma almıştım kendime ad koyarak. Öğrencilerle başlayan furya, hizmetliler, kantinciler, öğretmenler, müdür, diye devam etti. En son takip etmeyi bıraktım akıbeti. Uzadıkça uzadı yankılanma. Öcüleştirildim. Ötelendim kendimden. Dünyaya karşı koymak. Zor. Zordu. Çekildim.

Çekilmem askerliğe kadar sürdü. Gittim. Bir tabur dolusu insan. Erkek. Yine aynı yılışıklık. Ben yukarı. Ben aşağı. Ben. Ve benlik yitimi. Cinnet.

***

Cenazeme binlerce kişi gelmiş. Ellerinde kalem. Mezar taşıma kendi istedikleri ismi yazacaklarmış. Ölüyüm. Yapacak bir şey yok. Ben, ben olamadım.

Aydın MERAL, 2015/Mardin.

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz