Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Ben-Bir Aydın Meral Öyküsü
Ben-Bir Aydın Meral Öyküsü

Ve benlik yitimi.

Anneanne-Bir Hilal ARAS Öyküsü
Anneanne-Bir Hilal ARAS Öyküsü

Hoca üç defa “Hakkınızı helal ediyor musunuz?”

BULANTI’YLA KARIŞIK VAROLUŞUMUZU SORGULAMAK
BULANTI’YLA KARIŞIK VAROLUŞUMUZU SORGULAMAK

BULANTI’YLA KARIŞIK VAROLUŞUMUZU SORGULAMAK

Kafa Karışıklığı-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı
Kafa Karışıklığı-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı

Kendi ‘hikaye’sindeki bütün unsurlar bir bir kayboluyordu.

Bir Durgun Ayrılış-Bir Hilal ARAS Öyküsü
Bir Durgun Ayrılış-Bir Hilal ARAS Öyküsü

Pony atları, beyaz tavşanı, kahverengi sincabı..

Büyü-Didem Görkay

Büyü-Didem Görkay
BÜYÜ
 
Didem Görkay
 
Üşüdüm montumu giyindim, kanepeye uzanan annem seslendi, montunu giy, gülümsedim. Pencerede bekliyordum, kar yağacaktı, annem yağar diyordu, annemin her dediği olurdu. Sobanın yanına gidiyordum, yanmadığını fark edince gülümsüyordum. Kar yağınca hava ısınırmış. Kar yağınca ben de ısınacaktım. Gökyüzüne baktım, bembeyazdı. Montumun önünü ilikledim. Kar yağınca açardım.
Acıktım! Anneannemin getirdiği dolmalar çoktan bitmişti. Peynir ekmek yemek istemiyordum. Mutfağa gitmeyecektim. Dolabın kapısını açmayacaktım. Kibritle oynamayacaktım. Ayakaltında da dolaşmayacaktım. Ben uslu bir kızdım. Belki anneannem yemek getirir. Bulaşıkları da yıkar. Anneme nasihat eder. Ama annem laf dinlemezmiş. Ben de laf dinlemezmişim. Bazen yediği yemeğin tabağını bile kaldırmazdı annem, ben kaldırırmışım. Hem tembel hem de pasaklı bir kadının yanında koca durmazmış tabii, babam da durmamış.
Canım jelibon istedi, acıkınca canım her şey istiyor, aklıma Rıfat Ağbi düştü, keşke gelseydi, bana kremalı bisküvi getirirdi. Rıfat Ağbi çoktandır uğramıyordu eve. Annem de yemek yapmıyordu. Anneannem de durmadan beddua ediyordu Rıfat Ağbiye. Her şeyin sebebi oymuş. Rıfat Ağbinin sebep olduğu şeyleri bilmiyorum, ama belki de o kış çok soğuk olmasının sebebi de Rıfat Ağbiydi, gelseydi soba da yanardı. Bir de annemi ele güne rezil eden babam varmış. Ben hiç görmedim, en az Rıfat Ağbi kadar ölümü hak ediyormuş o da. Annem bazen beni de katardı onların arasına. Anneme göre biz üçümüz onu hayattan bezdirmişiz. Anneannem kızma şu güzel kızıma derdi, çocuğun suçu yok. Kimseyi dinlemezmiş annem, anneannemi bile. Boşuna konuşuyormuş anneannem, ama ben konuşsun istiyordum. Hiç görmediğim babama küfür ederlerdi iki ağızdan, ben de ederdim, sen sus derlerdi. Boynu altında kalasıca ben henüz kundaktayken çekmiş gitmiş, pis herif, geride hasta bir kadınla geceleri uyumayan, sürekli zırlayan bir bebek bırakmış. Acırdım o bebeğe. Annemin kolundaki bilezikleri de almış giderken. Ama bir gün geri dönecekmiş, annemin ayağına kapanacakmış, annem onu kapıya bile koymayacakmış. 
Soğuktan donar ölürdü babam dışarıda.   
Erkeklerden yana şanssız kadınmış annem. Genç yaşta bir çocukla dul kalmış. Bazen o bir çocuğun ben olduğunu unuturdum. Akılsızdım üstüne üstlük, anlamazdım işte. Babama çekmiştim. Rıfat Ağbi benim yüzümden gelmiyormuş eve. Ben olmasam annemle evlenecekmiş. Tek çocuklu kadını kimse almazmış kapıya. Annemin onu sevdiği kadar o da annemi seviyormuş. Evlensin, derdim sorduklarında, oysa istemezdim, yalan söylerdim babam gibi. 
Celile Teyze bir kızla görmüş Rıfat Ağbiyi, yememiş içmemiş gelmiş anneme yetiştirmiş. Pis, dedikoducu bir karıya inanıyordu akılsız annem. Herif korkusundan evden çıkmayan Celile karısı nerede görecekti Rıfat Ağbiyi. O karı her şeyi kıçından uydururdu zaten. Güya Rıfat Ağbiyle o kız, yani Celile Teyzenin gördüğü kızla sinemaya gitmişler Rıfat Ağbi, Celile Teyze de bunları baş başa görmüşmüş. Sarı saçlı boylu poslu gencecik bir kızmış. Çok güzelmiş, annemden bile güzelmiş. Anne inanma Celile Teyzeye, anneanneme inan, senden güzelini bulamaz sümüklü Rıfat. Bir kere biz de gittik sinemaya, görmedik Rıfat Ağbiyi de sarı saçlı kızı da. Artık ben de inanmayacaktım Celile Teyzeye, bir tek anneanneme inanacaktım. Aferin kızıma!
  Kapı çalındı koştum açtım. Soğuk havalarda dışarı çıkmayan anneannem bize gelmişti. Elinde yiyecek hiçbir şey yoktu. Öpmedi beni. Hadi çabuk, geç kaldık, hadi hadi dedi kapıdan. Annem o gün ilk kez doğruldu, uzandığı kanepeden kalktı uzun pardösünü geçirdi sırtına çıktık evden.
Lahana gibi kat kat giyinmişti anneannem, üşümüyordu. İnsan kalın giyinince üşümez derdi, ben üşürdüm ama söylemezdim. 
Gene o beyaz sakallı ihtiyarın evine mi gidecektik? Korkuyordum o adamdan, hep mırıldanıyordu, üflüyordu yüzüme sonra, ağzından tükürük saçıyordu. Anne gitmeyelim o eve, dedim. Kafama vurdu, susta yürü!  
Kar başladı, kaldırımların üzeri pudra şekeri serpilmiş gibi oldu. Hava ısınmadı, kar o gün boşuna yağdı durdu. Burnumun ucu uyuştu soğuktan. Bir de acele ediyorduk. Neresi olduğunu bilmediğim bir yerlere geç kalıyorduk. İkide bir annem çişimin gelip gelmediğini soruyordu, yok diyordum, he desem kafama vuracaktı. Pis sidikli! Su veriyordu, içmeyince ben, kızıyordu. Oysa çişim gelmişti çoktan. Anneannem: 
"Bu saatte evde olabilir." dedi anneme bakarak. 
"Dükkândaydı, aradım sabah." dedi annem, anneannem hayretle yüzüne baktı annemin, "konuşmadım, sesinden tanıdım, alo dedi durdu."
Küçük adımlarımı onların büyük adımlarına uydurmaya çalışıyordum. Nereye gittiğimizi düşünüyordum. Doktora mı gidiyordu annem? Anneannemin yüzü de asıktı o gün, beni öpmedi hiç, sanki çay içerken bardak kırmıştım veya çekmeceleri karıştırmıştım gizlice. 
Annem çantasından su şişesi çıkardı, iç dedi, hayır, canım istemiyorrrrr.  
"İç diyorum sana şu sudan, soykası çıkasıca."
"Hadi kızım, iç, bak annen döver." dedi anneannem. İçtim, yoksa beni sokağa atardı annem.
"Bütün malzemeleri aldın mı anne?" Aldım dercesine başını salladı anneannem. Durağa geldik bekledik, otobüs gelince hızla kolumdan çekiştirdi annem, bindim otobüse. Islak yün kaban ve ter kokan otobüs sıcacıktı. Birkaç durak sonra indiğimizde yerler beyaza boyanmıştı kardan. Çok az yürüdük. Bir apartmanın önüne geldik durduk. Çişin geldi mi diye sordu annem bir kez daha. Suçlu suçlu kafamı salladım, bakışlarımı yere saldım. Anneannem vardı, çok dövmezdi annem beni. Şimdi nerden tuvalet bulacaktı zavallıcık. Dövse de haklıydı. Eve kadar tutacaktım, çişimi uzunca bir süre tutabilirdim, altıma yapsam annem bacaklarımı kırardı. 
Apartmanın açık kapısından girdik, asansöre bindik bir kaç kat yukarı çıktık. Anneannem bana doğru eğilerek yüzümü okşadı.   
"Bak güzel kızım, şimdi şu kapının ağzındaki paspasın üzerine yapacaksın çişini, ben seni paltomla saklarım kimse görmez." dedi. Kapının önüne götürdü anneannem beni, annem de eteğimi kaldırdı külotlu çorabımı indirdi, sonra da ayağa kalktı omzuma bastırdı hızla, çömeldim. Sanki rüya görüyordum. Benim sustuğumu ve çişimi yapmadığımı fark eden annem, "Hadi be! Seni mi bekleyeceğiz." Bir anda korkuyla gevşedi kaslarım, şırıl şırıl işedim.
"Bitti mi?"   
"Bitti." dedim. Anneannem:
"Kimse görmeden gidelim." dedi. Kalktım, asansörün kapısına giderken annem durdu.
"Bir ses duydum, evde birileri var." dedi.
"Boş ver sesi mesi, gidelim buradan." dedi anneannem, beni bıraktı annemi çekiştirdi. Annem:
"Bırak beni!" Sesi üst perdeden çıktı. "Görmek istiyorum. Özledim. Suçumu söylesin. Ne yaptım ona?" Gitti kulağını kapıya dayadı. "Bir kadın var içeride." dedi. Anneannem gene ağlamaklı oldu, çaresiz:    
"Hani iş yerindeydi, aramadın mı sen?" diye sordu anneme, artık fısıltıyla konuşmuyorlardı. Birazdan kavga edeceklerdi. Annemin kulağı kapıda, içeridekilerin konuşmalarını duymaya çalışıyordu, işediğim paspasın üzerinde duruyordu hem de. Anneannem kolundan tutu çekiştirdi annemi, bu kez annem kolunu çok sert çekti.
"Siz gidin eve." dedi.
"Kızım etme, sensiz gitmem bir yere. Hocanın dediği her şeyi yaptık, iki güne kalmaz kapında olur. Şu muskayı da bir ağacın dalına astık mı bu iş oldu demektir. Onca para verdik. Sabret!" Annemin yüzünü gördüm, beni dövmeden önceki çarpık, sert, saldırgan, vahşi yüzdü bu. Annem anneannemi dinlemediği için başına hep kötü şeyler geliyordu, anneannem korkuyordu, gene başına kötü bir şey gelecekti. 
"Gidin, çekin eve gidin, bakalım o içerideki şarmuta kimmiş?" dedi annem sesini yükselterek. Yan dairenin kapısı aralandı, bir adam kafasını uzattı baktı geri çekildi. Annem kapıya vurmak için elini kaldırdığında anneannem kapıyla arasına girdi.
"Kızım yapma! Aksilik etme!" dedi, cılız bedeniyle annemin güçlü kollarını engellemeye çalışıyordu.  
"Anne bırak beni, gidin siz, gidin diyorum, anlamıyor musun?" Sesinin ayarı çoktan kaçmıştı annemin, sanki orada olduğunu duyurmak istiyordu içeridekilere.  
"Gitmem, beraber gideceğiz." dedi anneannem.
"Gelmiyorum ben, bırak beni." Zile dokundu annem aniden.
"Hadi kızım, ne olursun, rezil edecen kendini de beni de, yeter artık! Bu adamdan sana hayır yok. Başına iş açacan." Kapı açıldı, Rıfat Ağbiyi gördüm kapıda. Annem iki adım geri çıktı, ezik bir gülümseme belirdi yüzünde. Rıfat Ağbi:
"Ne istiyorsunuz, ne yapıyorsunuz burada, gidin. Düş yakamdan Sevtap, yeter artık!" dedi olabildiğince kısık sesle, birilerinin duyacağından korkuyordu sanki.
"Bunca yıl seni bekledim Rıfat, hiç mi sevmedin beni? Ne yaptım ben sana? En azından suçumu söyle ben de bileyim." dedi. Anneme acıyarak bakıyordu Rıfat Ağbi. Kafasını çevirdi evin içine baktı, sonra anneme, eve girdi kapıyı kapattı hiç bir şey demeden. O an evin içinden duyulan kadın sesini ben de duydum. Annemin eli ayağı titrerdi, kapıda dondu kaldı. Gözlerinden musluk gibi yaşlar akmaya başladı. Annem aniden ağlardı bazen. Ben sadece dayak yerken ağlardım. Annem, kolundan tutan anneannemi hızla kenara itti, var gücüyle kapıyı yumruklamaya başladı. Çıldırmıştı sanki. Asansörün yanında çömeldim, gene çişim geldi.  
"Aç, aç diyorum kapıyı. Rıfat, aç şu kapıyı, it herif seni, namussuz, şerefsiz. Beni ele güne rezil ettin, sen de rezil olacan!" Kapı hışımla açıldı. Annem iki adım geri attı sustu. Rıfat Ağbinin ardı sıra bir kız çıktı merdivenlere yöneldi. Annem bir kaplan gibi kızı sarı saçlarından yakaladı kendine doğru çekti, kız çığlık attı, iki eliyle kafasını tuttu, dengesini kaybetti yere düştü. Rıfat Ağbi anneme tekme attı, yüzüne de vurdu annemin. Elinde bir tutam saçla yere yığıldı annem. Ayağa kalktı kız, arkasına bakmadan merdivenleri koşarak indi. Rıfat Ağbi annemin ayağa kalkmasına izin vermedi, tekmelemeye başladı. Anneannem de Rıfat Ağbiyi arkadan tutmuş geri çekmeye çalışıyordu, bir yandan da bağırıyordu, yapma oğlum, etme, kızım seni seviyor. Kötüydü sevmek, ben kimseyi sevmeyecektim. Yerde kan gördüm, ellerimi yüzüme kapattım, ama parmaklarımın arasından baktım gene de. Annem bağırıyordu, seni seviyorum Rıfat, ben sana ne yaptım? Durmadan aynı şeyleri tekrarlayıp duruyordu annem. Sevme beni, düş yakamdan diyordu Rıfat Ağbi de. Anneannem bu kez ikisinin arasına girdi, bir tekme de anneannemin romatizmalı bacağına geldi, nefesi kesildi yere yığıldı. O kattaki evlerden dışarı çıkan bir kaç kişi araya girmeye çalıştılar. Geri durdu Rıfat Ağbi:  
"Bak teyze, sana saygım var, ama kızın elimde kalacak, al götür bunu, beni katil edecek kızın." Annem doğruldu, Rıfat Ağbinin ayaklarına kapandı.
"Seviyorum seni, bırakma beni Rıfat, sensiz ölürüm ben."
"Ben sevmiyorum seni, istemiyorum seni." dedi Rıfat Ağbi bağırarak, sonra etrafında toplanan komşularına baktı sustu. Annemin sarıldığı ayaklarından birini çekerken düşecekti, kapıdan tutundu, diğer ayağını da kurtarmak için tekrar kafasına vurdu annemin. Gözlerimi kapattım. Anneannem bu kez Rıfat Ağbiyi kapıya doğru itti. Rıfat Ağbi evine girdi, kapıyı ardı sıra kapatmasına fırsat vermedi annem, o da peşi sıra girdi kapı kapandı. Anneannem kapıya vurdu, zile bastı, açın kapıyı diye bağırdı, yoruldu olduğu yere oturdu. Diğer dairelerden sese gelenler anneannemin yanına yaklaştılar, ihtiyar bir adam, bacım kalk, onlar genç, anlaşırlar, sen evine git dedi. İçeriden annemin çığlıkları gelmeye başladı yeniden. Anneannem ayağa kalktı, polis çağırın, lütfen polisi arayın dedi etrafındakilere. 
Kimse görmüyordu beni. Soğuktan kaskatı kesilmişti vücudum, uyuşmuştu her bir yanım. Ortalığı gürültü doldurdu, kapıya vuruyorlardı, zile basıyorlardı, Rıfat Bey diyorlardı, Rıfat, kapıyı aç, lütfen Rıfat Bey, yapma, etme! Tek el silah sesi duyuldu, annemin sesi kayboldu, ortalığı sessizlik kapladı, evine çekildi kalabalık, anneannem çiğ bir çığlık attı son kez, bayıldı kaldı kapıda.
Babam geldi aldı beni anneannemin evinden, annem öldükten iki hafta, iki ay, iki yıl, belki de iki asır sonra, babam geldi. 

Yorumlar

Nargül Delice11/09/2019 - 22:09

Güzel bir öykü. Emeğinize sağlık

Yorum Yaz