Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

ODMAN'IN GÖĞÜ (IV. Bölüm)-Halil Alpaslan Hamevioğlu

ODMAN'IN GÖĞÜ (IV. Bölüm)-Halil Alpaslan Hamevioğlu

"Niye bunu başka kimse bilmez?"

"Bilmesi gerekenler bilir oğul. Bilgi güçtür, bilgi yüktür. İkisini de hazır olmayan taşımamalı. Sen hangi boydan geldiğini bilir misin?   

"Kayı Boyu."

Kam Baba bir anda yürümeye başlar. Odman da peşinden yürür. Kam Baba yapıların arasında yürümekte ve yürüdükçe de asasını yere vurmaktadır.

"Kayı'nın ikinci boyusunuz oğul."

"Bilirim Kam Baba. Artukoğulları varmış bir de."

"Ataların olurlar. Bu topraklarda hükmettiler. Bu topraklarda yaşadılar, öldüler."

Sonra Odman'a döner.

"...ve bu topraklarda keşfettiler gizleri, bilinmeyenleri ve dahi unutulanları."

Kam Baba ve Odman bir süre daha yapıların arasında gezindikten sonra birinin içine girerler. Tam ortasındaki T kayalarından birinin önünde duran Kam Baba, peşinden gelen Odman'ı belinden tutarak kaldırır ve figürlerden birini daha net görmesini sağlar. Bir kurt figürüne benzemektedir. Odman'ı yere indirip karşısına alan Kam Baba açıklama yapmaya devam eder.

"Aşina dediler en eski ataların bu bilge kurda. Kayı'nın da içinde olduğu ilk Türklerin atası olduğu söylenir."

"Gerçekten öyle mi peki?"

"Öğreneceksin oğul"

Bunu dedikten sonra Odman'a bir tokat atar ve tam tokatı atarken de "şimdi uyan" der.

Odman uyanmıştır. Dışarıdan gelen sesler dikkatini çeker. Yattığı yerden doğrulur ve ayağa kalkar. Otağda kimse yoktur. Dışarıdaki seslerden ciddi bir kalabalığın toplanmış olduğunu anlar. Tam o sırada otağdan içeri ağabeyi Savcı girer.

"Ninemin yuğu vardır kardeşim. Babam sana bakmamı salık verdi. İyiyse getir dedi. Ayağa kalktığına göre iyisin demek ki. Hadi, hazırlan da katılalım biz de diğerlerine."

Odman koşarak otağdan çıkar. Koşarak en önde babasının olduğu tören alayına katılır.

 

Hayme Ana namı diğer Devlet Ana ölmüştür. Kayı Boyu'nun tüm ileri gelenleri o zamanlarda 'Yuğ' denen cenaze törenlerine katılmak için gelmişlerdir. Türklerin Müslüman olmaya başladığı bu devirde, Kayı'nın önemli bir bölümü hala geleneksel dinlerine inanmaya devam etse de İslam inancına geçenlerin sayısı da çoktu. Kimse kimseye karışmaz, Müslüman olanlara kötü gözle bakılmazdı. Zaten Müslüman olanlar da yine Türk gibi yaşarlardı bu Arap dinini. Ertuğrul Gazi, babasının da etkisiyle Müslüman olmuştu ama Gök Tanrı dini üzerine uçmağa varan anası için geleneksel Yuğ Töreni yapılmasını buyurmuştu. Bütün gün Devlet Ana'nın otağını kurduğu tepeye tıpkı onun zamanında yapıldığı gibi bir otağ kurulmuş ve Devlet Ana'nın cansız bedeni giydirilip, içerisi süslenen otağa yatırılmıştı.

Erkekler hep bir ağızdan "Devlet Ana'nın tini için!" diye bağırıp atlarına bindiler. Ertuğrul Gazi'nin en önünde olduğu bu atlı birlik, otağın çevresinde dokuz tur attı. Her tur bitiminde hep bir ağızdan "Tinin göğe uçsun, uçmak yurdun olsun!" dediler.

Dokuz turun bitiminde atlarından indiler ve sağ dizlerinin üzerine çöküp sanki göğü kucaklayacakmış gibi ellerini yukarı kaldırdılar. Erkeklerin bu töreninden sonra elleri kopuzlu üç kişi daha önceden yakılmış bir ateşin yanına gelip yere oturdular. Kopuzlarını çalmaya başladılar. Bir erkek, bir de kadın iki şaman geldi ve ateşin çevresinde dönerek dans etmeye başladılar.

Odman bu töreni büyülenmiş gibi izliyordu. Yanına oturan annesinin elini sıkı sıkı tutuyordu.

Bu tören de bittikten sonra erkek ve kadın şaman yere oturdular ve hüzünlü bir sesle saguyu okumaya başladılar.

"Gökte Ulu Tanrı buyurdu,

Sesi yerden duyuldu,

Ecel Kayı'yı buldu,

Hayme Hatun Uçmaktadır.

Yakarışımız sanadır, ulu Tanrı,

Hayme Hatun'u bizim gibi tanı,

Ağlar ardından kurt, kuş ve ayı,

Hayme Hatun Uçmaktadır.

Yaşarken Devlet Ana idi,

Bir tek sana kul idi,

Şimdi senin yanına geldi,

Hayme Ana uçmaktadır."

Sagunun okunmasının ardından Ertuğrul'un da aralarında olduğu dört er kişi otağdan içeri girdi ve Hayme Ana'yı yatırdıkları dört kolluyu omuzları üzerinde dışarı çıkardılar. Tam da o anda hep bir ağızdan ağlaşan kadınlar, saçlarından aşağı ellerindeki keselerde çıkardıkları külleri döktüler.

 

Devamı Gelecek Hafta

 

 

Halil Alpaslan Hamevioğlu

 

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz