Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı
Bir Mutluluk Tablosu-Bir Nurullah ÇİÇEK Anlatısı

Güneşin üzerindeki kalın örtüyü kaldırmasının üzerinden epey zaman geçmişti...

Kanıksama-Bir Aydın MERAL Öyküsü
Kanıksama-Bir Aydın MERAL Öyküsü

Sessizliğe bir kat daha sessizlik kattı.

Didem Görkay'ın Narin Yükler Röportajı
Didem Görkay'ın Narin Yükler Röportajı

Şair Narin Yükler ile ödüllü şiir kitabı Aynadaki Çürüme üzerine

BİR EDEBİYAT DENEMESİ, KOMBİNASYON VE DÜZLEM-Aydın Meral

BİR EDEBİYAT DENEMESİ, KOMBİNASYON VE DÜZLEM-Aydın Meral
Bir Edebiyat Denemesi: Kombinasyon ve Düzlem
 
Ferit Edgü, Yazmak Eylemi (Bir Toplumsal/Siyasal Olay Üzerine 101 Çeşitleme) adlı kitabının önsözünde: Düş gücüm (varsa eğer) yalnızca üslupta gösterdi kendini. 101 metin yazdım. 1001 metin de yazabilirdim. Ama, okuyucuya, bir olayın, birden çok yazım olanağının olduğunu göstermeye sanırım bu kadar yeter, der.
İnsanın binlerce yıldır eklemlenen deneyimlerinin doğurduğu devasa bir anlamsal ağ var. Zamanın bağlamında yoğrulan, genişleyen, eklemlenen bu anlamsal ağ, gereksinim duyduğu sınırsız anlam üretmeye engel olacak olansa dillerin sınırlı sayıdaki sözcük dağarcıklarıdır. Yeryüzünde halen konuşulmakta olan binlerce dilin fiziki sözcük sayısı birbirinden farklı oranlarda ve bazıları arasındaki sayısal sözcük farkı yüz binleri buluyor olsa da diller arasında anlam üretmede herhangi bir zayıflık yok. Konuşulan hangi dili olursa olsun bireyler, kendi dilinde söylemek istediğini eksiksiz olarak söyleyebilmektedir. Bunu sağlayansa sınırlı fiziksele eklenen anlam genişlemeleridir.
Prototiple doğan, ortaçağ ve modern dönemle varlığını sürdüren, çoğalan ve hem içerik hem de formsal olarak dönüşen insanın düşünseli somuta dökme edimlerinin en çok yoğunlaştı alan belki de yazındır. Yazılan milyonlarca kitabın sadece birkaç dille ve bu dildeki sınırlı sayıdaki sözcükle yazıldığı düşünülürse yazma sürecine dair ipuçları da görünür olmaya başlıyor: Sözcük seçimi ve anlamsal tercihler.
Kadın, arkasından gelen tiz sese bakmak için döndü.
Kadın, arkasından gelen yüksek sese bakmak için döndü.
Kadın, arkasından gelen kısık sese bakmak için döndü.
Kadın, arkasından gelen yorgun sese bakmak için döndü.
Kadın, arkasından gelen çocuksu sese bakmak için döndü.
Yukarıdaki beş ayrı cümlede değiştirilen tek sözcük ile okuyucunun okuduğu cümleyi bilişinde canlandırma imgesi değişmekte ve çok sayıda kombinasyonun işe koşulduğu bir yaratım süreci ve çeşidi doğmaktadır. Yazar, yazdığı metnin diline ait sözcük dağarcığından seçeceği sözcüklerle oluşturacağı cümlelerin varyantları, cümlede kullanılan her sözcük için uygulanabilir:
Çocuk, arkasından gelen tiz sese bakmak için döndü.
Genç, arkasından gelen tiz sese bakmak için döndü.
Adam, arkasından gelen tiz sese bakmak için döndü.
Kız, arkasından gelen tiz sese bakmak için döndü.
Doktor, arkasından gelen tiz sese bakmak için döndü.
Bu biçimde kombinasyon varyantları yapıldığında tek cümleden bile sadece tek sözcüğü değiştirerek binlerce değişik yapıda ve anlamda yeni cümle türetilebilir.
Yazının evrilmesiyle ilkin masal, mit, destan ve sözlü anlatının anonim ürünlerine çağcıl roman ve makale gibi yeni türlerin oluşması dışında bunlara konu içeriği ve biçemsel tercihlerin de eklenmesi kombinasyonlu yapıyı düzlemsel bir perspektif de katmıştır. Sınırsız genişlikte bir düzlemin vereceği yazma olanağı/esnekliği düşünüldüğünde yazmanın matematiksel sınırları/sınırsızlığı görünür olmaktadır.
Öğrencilerimle yaptığım yazma etkinliklerde verdiğim giriş cümlesini sürdürmelerini istediğimde ortaya çıkan farklı olay akışları, kahraman tercihleri, anlatıcı türü seçimi gibi metin içi paydaşların, onlarca değişik metin bütünlüğü çıkarması ya da yine öğrencilerle yaptığımız örgüye tek cümle ekleyip yandaki arkadaşına vererek yazmayı sürdürmesi kuşkusuz metinlerin basit bir edimle bile yığınla farklılaşmalar doğurduğu ortadadır.
Ferit Edgü’nün deneysel çalışması olan Yazmak Eylemi adlı kitapta yaşanan bir toplumsal olayın 101 farklı biçemle yazılması, edebiyatın seçkisel esnekliğinin kanıtıdır.
Yazarın yazma masasında eklemlediği olayların oluşturduğu bütünün oluşturumu bir tercih ve bağıntı kurma eylemidir. Hangi kahramanın başat hangisinin ikincil; hangi mekânın görünür hangisinin silikleşeceğini; silahın patlayıp patlamayacağı; kadının saçını kesip kesmeyeceği yazarın yazma bilişindeki tercihlerine tabidir.
Yakın tarihte kurgusal metin oluşturan bilgisayar programlarının varlığı –bu programların ürettiği metinlerin yazınsal niteliği bu yazının kapsamı dışındadır- yazmanın belli bireylerce tekelleştirilmesinin önünü kapatacaktır. Bu gelişimden varacağımız sonuç yazmanın ya da yazarlığın –kültleşen kitaplar hariç- üstün bir yetenekten çok emek ve bilinç gerektirdiğidir. Belli şartlar sağlandığında ve bu şartların içine nitelikli ürün oluşturabilecek ürünler eklendiğinde yazma süreçlerimizin yazınsal sonuçlar vereceği açıktır.
Yazma kültürünün genişlemesi için yazma eylemi için bu tarz yaklaşımların çoğalması, yazmanın “ilhamın gelmesi” gibi bilimsel olmayan tespitlerden kurtulup bilinç düzeyine getirecek ve bütüncül bir sağaltmayı sağlayacaktır.
 
Aydın MERAL
 
 
 

Yorumlar

Bu yazı için henüz hiç yorum yok, ilk yorumu yapan olmak ister miydiniz?

Yorum Yaz