Kim Yazıyor
Kim Yazıyor?

Kim Yazıyor?

Admin yazar hakkında ufak bir açıklama bu alana geliyor...

Tüm yazılarını gör

Yazardan Yazılar

Kafa Karışıklığı-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı

Kafa Karışıklığı-Bir Berfin YAVUZ Anlatısı

 

“ Doğup büyüdüğü, ilk adımını attığı, ilk sözcüğünü söylediği ev, bir anı mezarlığına dönüşmüştü. Oyunlar oynadığı, haylazlıklar yaptığı, kavga ettiği, aşık olduğu sokaklar kan gölüne dönmüş; cadde adları yavaş yavaş silinmişti hafızalardan. Belleğini yitiriyordu bu kent.

             Kendi ‘hikaye’sindeki bütün unsurlar bir bir kayboluyordu. Mekan, bir belleksizliğe evriliyordu. Zaman, yaşlı bir alzheimer hastasıydı artık. Karakterlerse bir ölüm ‘ceremony’sinde tabut taşıyıcılığından tabutun içindeki ceset oluyordu ansızın. Bütün tanıkları geçmişinin, ölümün koynunda mimiksiz bırakılmış bir pantomimdi. Dünün yaralarıyla inşa ettiği/sağalttığı bu kent, bugünün dehlizinde tuzla buz oluyordu.”

            Otobüs ağır aksak ilerlerken bunları düşünüyordu. “Terk” e bir gerekçe bulmaya çalışıyor gibiydi. Halbuki hayatı boyunca hiç çıkmamıştı bu kentten. “Sanki bir hükümle yazgılanmış”tı bu kente ya da Yunanlı o şairden ona miras kalmıştı “KENT”.

            O güne kadar gitmeyi hiç düşünmemişti bu kentten, bahsi bile açılmamıştı. Ama bu son zamanlarda iyiden iyiye düşünmeye başlamıştı. Çünkü artık yabancılaşıyordu bu kent ona. Eskiden sıcak bir gülüşü vardı, şimdiyse alaycı ve ürkütücü… Eskiden güvenilir bir dost eliyken bu kent, son zamanlarda onu boğmaya çalışan bir ele dönüşmüştü. Önünü arkasını bulamaması bu yüzdendi.

            Bilet satan adamın (kondüktör?) sesiyle irkilmişti. Oturduğu koltuktan yolcuları incelemeye koyuldu yeniden.  Gözlüğün siyah camının ardına saklarken gözlerini, diğer gözlerin çıplaklığını fırsat bilerek onları baştan aşağı süzüyordu. Gözlerini yolcuların bakışlarına dikiyor ve bu bakışlara anlamlar yüklüyordu kendince.

            Otobüs hantal hantal giderken (otobüsten) inip (otobüse) binenler oluyordu. O ise binenleri gözlemliyor; değişik ve tuhaf buluyordu(Onların çoğunlukta olduğunu görünce asıl kendisin tuhaf olduğunu fark ediyordu sonra.) Selamlaşma biçimlerine, giyim kuşamlarına, görünüşlerine, hal ve hareketlerine bakıyor ve git gide yadırgıyordu bu durumu. Nedenini bilemese de rahatsızlık duyuyordu. Hatta böyle düşündüğü için kendisine bile kızıyordu. Ama ne yaparsa yapsın bir türlü söküp atamıyordu içinden bu güvensizlik duygusunu. Onlara şüpheyle ve korkuyla bakıyordu. Bu korku öyle büyüdü ki bütün vücudunu sarmaya başladı. Bir titreme aldı onu. İşte bir kez daha “gitme” isteği uyandı onda.

            Bir yandan, uzayıp giden ve bir türlü sonlanmayan yola bakıyor, diğer yandan da yolcuların tedirgin yüzlerine ve huzursuz bakışlarına dikkat kesiliyordu. Bu topallayan yolculukta birbiriyle alakasız bir sürü düşünce dolanıp duruyordu beyninde(beyni obasıydı göçebe düşüncelerin.)

            Otobüs tıklım tıkıştı, adım atacak yer kalmamıştı. İçerde bunaltıcı bir hava, rahatsız edici bir uğultu vardı. Bir rehavet çökmüştü otobüsün üstüne, bu yüzden ilerlemekte zorlanıyordu. Canı sıkılıyor, hiçbir yere gitmek istemiyordu adeta. Küçük bir çocuk gibi mızmızlanıyordu. Sanki, yolcuların haletiruhiyesi yansıyordu otobüse. Biraz bıkkın, biraz da canından bezmiş bir şekilde yoluna devam ediyordu.

            Sonra, otobüs büyük bir mağazanın önünde durdu. Gözleri mağazadaki dev ekranlı televizyona takıldı ve sonra da devasa görüntüsüyle onu gördü ekranda. Gözlerine inanamadı.(Halbuki onu görmemek için yıllar önce televizyonunu satmış, bir daha da tv almamıştı.)Yüzünü hemen sola çevirdi. Oradaki tepeciğe kurulmuş, daha doğrusu terk edilmiş, küçük parkı gördü. Parkın küçüklüğüne rağmen kocaman harflerle yazılan parkın adı belli belirsiz okunuyordu. Krem fonun üzerine yine krem rengiyle yazılmıştı:……………………………………………..PARKI. Hangi tarafa baksa onu görüyordu. Yolcuların bakışlarında bile o vardı.

            …Derken korkunç bir sesle aydınlandı her taraf.

O soğuk mevsimli kentte, birer alev topuna dönüşen gözleri, ekrandaki o dev gözlerle buluşuyordu ve ona: “Tam da şimdi kalma vaktiydi.” diyordu. 

 Berfin YAVUZ

 

Yorumlar

Enoşe özmen07/05/2019 - 23:50

Kalemin muhteşem yüreğine sağlık canım

Emoş Barzan Leyl27/04/2019 - 02:13

Okurken bütün duyguları yaşadım resmen.. Harikaydı canım

Yeşim gök26/04/2019 - 17:00

Gerek karakterin iç dünyası gerek ruhsal betimlemeleri ve bilinç akışı tekniğinin başarılı bir biçimde kullanılmasıyla insanı kendine çeken bir yazı olmuş. başarılar dilerim canm

Kemal PÜLGÜ26/04/2019 - 13:36

Tebrikler, çok beğendim!

Yorum Yaz